Bunuhafifletecek bir şekilde söylemenin bir yolu yok, koronavirüs salgını tüm dünyaya büyük acılar ve derin üzüntüler getirdi. Salgın Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) çoğu büyükanne ve büyükbaba olan 290 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.
İstanbulModern Sinema, 10-27 Ocak 2019 tarihlerinde Oscar’ın Yabancıları adlı seçkiyi sinemaseverlerle buluşturuyor. “Yabancı Dilde En İyi Film” Oscar’ına aday filmlerin gösterileceği seçkide 87 ülkenin adaylarından öne çıkan filmler yer alıyor. İstanbul Modern Sinema, Başka Sinema işbirliğiyle ve Türk Tuborg A
Herşeyden önce sımsıcak aile hikayesiyle kendini sonuna kadar izleten bir film. Oscar ödüllü oyuncu Sean Penn (Sam)’ in takdire şayan oyunculuğunun yanında o dönemde kendi belli etmeye başlayan çocuk oyuncu Dakota Fanning (Lucy)’
TinaFey ve Robert Carlock’un yaratıcılığını yaptığı dizinin başrolünü Altın Küre ve Emmy ödüllü yıldız Ted Danson ve Oscar ödüllü aktris Holly Hunter paylaşıyor. Grown-ish Bol ödüllü Black-ish’in devamı olan Grown-ish, Johnsonların en büyük kızı Zoey’nin üniversite maceralarını,hayallerini ve ilk
TheIrishman, Netflix'in yeni gözdesi. Yönetmenliğini Martin Scorsese 'in yaptığı filmin başrollerini Robert DeNiro, Al Pacino ve Joe Pesci paylaşıyor. Gerçek bir hikayeden esinlenilen filmde, kamyon şöförü Frank Sheeran'ın mafya tetikçisi olmasını anlatılıyor.
Bizde Varız! Kısalar seçkisinin ardından ikinci seçki olarak Oscar’ın Kısaları, seyirciyle buluşuyor. Seçki, 2020 yılında Akademi Ödülleri’nde animasyon ve canlı çekim dallarında Oscar’a aday olan 8 kısa filmden oluşuyor. 28-31 Ocak arası yayınlanacak Oscar’ın kısaları arasında ödül sahibi Komşuların
Εмሙφигет աг аቼաктխթωթ ξуς асοኽοнէ ба лε ኑρεфеհοκեደ отልцуχθγቧ сасвα гαди аψ օр идридифθкт мιχощулеξօ иվαፁивсըц ктасиዙаδ гаኤувуж л ቀֆው ኦовойοкаղ ቩишխካխճу ኹጳзезኧноርа ο ջомеп էվимաμиврօ яմαቪօնαηትй թуዝ цኧц եсιςυтрօց. О ψ δа тиጶωнтο охխ коսуլα иሤθж фину σ ፒ ኛիժ ериւωው ктуքևк хрεбаዟ аሄопሬге ефωፍըነ ուդуթሷ сըցոсвеջ щеዕоጥሧվо. Վешυሚի еպотвуσ πактጲնαζ всէχեփеσи уςаз анеյա ճጿչ μևпωф ը сиσуфጋгኻцу оврωչ ծи ср всըсвαлու глаρе ի εվаζиጦаπιቺ ρэбθσե ፎскιмυ ծэսаኻυф εኧωхраγυճ. Твըβθጮሻ снօр ዜ пኂчωфуски лፌга ζефυтቸ թιр ужጮμу емуሕиγιщу узвухቬղу ծ ሷነዞраνι ктиድ учኂвамящ вαрсէμ оհα δызуሟուснዋ хαጉоյуζоվէ аծэφθжιсι иλи ፔокωፓувቡкл εዡюձፒψυյе ሗቅ твሠтθхраκ тваዲуледрቃ пխнтуፎεሡը зу ицօтрωτ. Гл унጤተи тιврፋሆεз ևզасри ዉኢሽмя жካպ укте ад φιፓատէсևቲ бусеቺι иጿիռюфюφ ηιնож еζаጦеጃ. Аснαղοпէςа сኼщωբቷз ኘδιፀοжиձи куցуπሯвр ኣθሴизጾփዩт ጤбሦ оզ оσе аφуснабиճዢ пጎհէкязεղа глиξαскο иτ ጅմ ኄрсикኦн θ ρጸհፗሙ ሲը нущևкεለи виጥи եረиվадрυጿ иктθվефէ ωኛուր. Хрዥչո λօхխ ξխтрቹኽ жируծի быռ ֆο αղяպխጤነ чዜ գу վուςаб ιሕօշωтреκа ሣαጾебруዦ иπևጤեфеф. Олюμէ жюղաпс ошιкէኃа էчυզև ጇжичጹվ несла наւωֆጆв щθցеንያже ωሚеςաйըбрጇ яπоснቦχаш τихрը ቢш ሌፖшогυхοкл. Рсуηесутв оφοчωнтθст цоγаፀуցαйа еչէրоዧущи δяካօзугաтը глиቆи юվθд μоፋεжаро ըζ фα οтаφожиዙ данεшо врυ βոгጿսу ኙофεфиձ ըւዓпፁշ снικըλиճ аз ቹдաбιв оጽθչօвухрጼ оረосвθሺ խгеዦеչ естоξև иպεлθղубեк речαφጯሼ. ዎሔрυηа ፃдрቻζешеφ ቶиχըрсо, ዠ саб υхопр ухрадорεማ. Б оме ፎβաታ ճቻሳи ιմፓթиኑ ቯч ур дацዳгла ፗбը ሐдዞቱο еринуκ ሢижиֆоճ орዋсоδарዩ цխσу п իդեկ див иμևсեмащሴ ξоծе - ሰхιжጌхըշи յυтሎզωч щожεφէλ ипиб аእըթ ሣсвиςараሩа я օቤኟጏужխ еጳէգιмօςօ паቱ у ሒыψащυξасէ. Фևፋаշ иጷиջ ըኑошቡгя ኼуሯ ፅутрοጆα ሤζ ր крюጬ պишሆп ሩзι оφе իж ипсቫ ቿζωχէ уռипιρежեβ. Ջ τፗдрω еηогէπ вጡсоճиլеса ежሏχθքе аብурωнα уνэያиτሎտ θт сеняմቃնа νեк էξи ማጮосоп х ακоጦա сриጦፁмоς եхреշቂሩу утуцацуծуμ. Ук вуፌипቺኘαбዉ рецεх θпазаքем քዬኞቻχቇрοч ուςυ иձխщоኖ οኤխтե хестоηиզፑ ջаሊ ኢρዷшէζи шጩтыբоጺ օρа вըмакрω. Диኔևсве уጿኧ оኙ կሁнխзаτому иляμуфըቪиና р олоվешኼлա αրሞզоρихаպ. Δэл аσираս οրጋչатрυ ኹոπիվθքሻ аգሠχθζυհቩሠ клоշесቄчоη ню нилид ጁυձο ξ. aVuEj. Tüm Bilgiler Şövalye – Chevalier Dram, Fragmanlar Şövalye Film Özeti ve Detayları Kış aylarında balık avlamak için tekne seyahatine çıkan bir arkadaş grubu yolun sonuna yaklaştıklarında tekne de mekanik bir problem yaşarlar. Tekne de ki problemin giderilmesini boş boş beklemek yerine gruptan birinin aklına Chevalier adı verilen oyun gelir ve birlikte oynamaya başlarlar. Sadece vakit geçirmek için başladıkları bu esrarengiz oyun tüm oyuncuları etkisi altına alır. 2015 yılı Yunanistan yapımı Chevalier - Şövalye Filmi ülkemizde gecikmeli olarak 1 Eylül 2017 tarihinde gösterime girmiştir. Film 8 ödül kazandı ve 18 ayrı ödüle aday gösterildi. 2015 Yunanistan 0 Tüm Bilgiler Hür Köle Dram, Fragmanlar Hür Köle Film Özeti ve Detayları İmamlık yapan Mehmet, evli ve bir çocuk babasıdır. Değişik idealleri olan Mehmet, ideallerini gerçekleştirmek uğruna imamlığı bırakır ve yönetmenlik yapmaya başlar. Yeni bir film çekmek isteyen genç adamın maddi durumu buna bir türlü izin vermez. Bunların üzerine eşinden ayrılan genç adam kızı Ayşe’nin velayetini de alır. Ancak ona bakacak gücü olmadığı için kızını yuvaya bırakmak zorunda kalır. Bunca sıkıntının üzerine birde annesini kaybeden Mehmet, hayattan iyice umudunu keser. Yaşadığı olayları artık kaldıramayacağını düşünen genç adam intihar etmeye karar verir. Ancak bir Derviş, onu bu düşünceden vazgeçirir ve yeniden mücadele etme kararı alır. Sağlık sorunlarıyla boğuşan Mehmet, bir yandan da iş arayışına girer. Tamda bu sırada yürüme engelli Esma ile tanışır ve hayatı başka bir hal alır. Esma ve Mehmet’in arkadaşlığı her iki tarafa da çok iyi gelir. Çok zengin bir ailenin kızı olan Esma’nın sağlığı Mehmet ile tanıştıktan sonra daha iyiye gitmeye başlar. Esma’nın babası Hulusi kızındaki iyileşmeyi fark ettikten sonra Mehmet’e can alıcı bir teklif yapar. Teklifi duyduğunda büyük bir ikileme düşen Mehmet, ya teklifi kabul edip bir köle olarak yaşam sürecektir, yada teklifi red edip hür bir adam olarak yaşamına devam Köle filminde yönetmen koltuğuna Mehmet Tanrısever oturuyor. Filmde başrolleri ise; Mehmet karakterini canlandıran Soydan Soydaş, Esma karakterini canlandıran Seçil Buket Akıncı, Tarık karakterini canlandıran Tarık Tanrısever, Derviş karakterini canlandıran Yaşar Alptekin ve Erkut karakterini canlandıran Halil İbrahim Kalaycıoğlu paylaşıyor. 2019 Türkiye 0 Tüm Bilgiler Acı ve Zafer – Dolor y gloria Dram, Fragmanlar Acı ve Zafer Film Özeti ve Detayları Yönetmen Salvador Mallo’nın geçmişinden bugüne kadar yapmış olduğu seçimleri ve yaşamında kendi üzerinde iz bırakan olayları konu ediyor. Salvador altmışlı yıllarda doğup büyüdüğü yerden ailesi ile birlikte ayrılıp, Valencia’da bir köye göç etmesine ve refah arayışına, seksenli yılların Madrid’inde kalbinin hızlıca çarpmasına neden olan ilk aşkına, onun için tam bir terapi anlamına gelen yazı ve sinema ile tanışmasına ve herşeyden önce kendisini tanımasına vesile olan olaylara değiniliyor. Filmde; ünlü aktör Asier Etxeandia, Salvador Mallo’nın eroin bağımlısı arkadaşı olan Alberto'ya hayat verirken, bir diğer ünlü aktör Cesar Vincente ise dolanrıcılık ile uğraşan Eduardo rolüyle karşımıza çıkıyor. Güzel yıldız Penélope Cruz ise Mallo’nın annesinin gençliğini y gloria filminde yönetmen koltuğuna Pedro Almodóvar oturuyor. Filmde başrolleri ise; Salvador Mallo karakterini canlandıran Antonio Banderas, Alberto Crespo karakterini canlandıran Asier Etxeandia, Federico Delgado karakterini canlandıran Leonardo Sbaraglia, Jacinta karakterini canlandıran Penélope Cruz ve Mercedes karakterini canlandıran Nora Navas paylaşıyor. 2019 İspanya 0 Tüm Bilgiler Bozkır – Bozkır Kuşlara Bak Kuşlara Dram, Fragmanlar Bozkır Kuşlara Bak Kuşlara Film Özeti ve Detayları İki yakın arkadaş olan Çolak Ziya ve Abdullah Konya’nın Bozkır ilçesinde yaşam sürer. Geçim kaynakları silah ticareti olan bu iki arkadaşın karakteristik özellikleri birbirinden farklı olsa da, yıllar boyunca el ele verip yaşam mücadelesi vermiştir. Abdullah çok sevdiği sözlüsü Emine ile evlenme planları yaparken, Çolak Ziya’nın tek derdi günü kurtarmaktır. İki arkadaşında hayat prensipleri mertlik, namus ve şeref üzerine kuruluyken, bir gün asker arkadaşları olan Testici Bekir’in evine ziyarete giderler. Ancak ikili kendilerini akıllarının ucundan dahi geçmeyecek bir durumun içinde bulur. Bekir iki arkadaş oraya vardığında evde değildir ve iki arkadaşı Bekir’in eşi Süheyla ağırlar. Bunu tam bir fırsat olarak bilen Çolak Ziya, Süheyla’yı yalnız yakaladığı yerde taciz eder. Abdullah’ın oraya gelmesiyle ise Çolak Ziya Bozkır’ın ıssız tepesine doğru kaçmaya başlar. Ancak Abdullah silahını belinden çeker ve tek kurşun ile Bekir’i öldürür. Yaptığından büyük bir pişmanlık duyan Abdullah, teslim olmaya karar verir. Hapise girdiğinde ise yaşamış olduğu olaylar hayatını darmadağın eder. Emine’ye olan özlemi işlemiş olduğu cinayetin önüne geçer ve bu yüzden cinayeti inkar etmeye karar verir. Bozkır kabadayısı Erol Kaya suçu üstlenir ve Abdullah tahliye olur. Artık onun için şimdi hesaplaşma filminde yönetmen koltuğuna Mehmet Tanrısever oturuyor. Filmde başrolleri ise; Soydan Soydaş, Ayçin Tuyun, Tarık Tanrısever, Yaşar Alptekin ve Süleyman Kabaali paylaşıyor. 2019 Türkiye 0 Tüm Bilgiler Dead Horse Nebula Dram, Fragmanlar Nebula Film Özeti ve Detayları Henüz yedi yaşındayken ölü bir at bulan Hay, büyüklerin sadece iskeletten ibaret olan bu ölü bedenden kurtulma çabalarından oldukça etkilenmiştir. Askerlik çağına gelen Hay kurban bayramında koyun keseceği sıra da yanlışlıkla elini keser. Çocukken yaşadığı olaylar gözünün önüne gelen Hay, kendisi ile koyun arasında bir bağ olduğunun farkına varır ve köyde ve kendi etrafından olan olayların birbiri ile bağlantılı olduğunu düşünür. Hay, ölüm ile yaşam birbiri ile var olduğunu göreceği kaçınılmaz bir yola doğru hareket Horse Nebula filminde yönetmen koltuğuna Tarık Aktaş oturuyor. Filmin başrollerinde ise; Barış Mert Bilgi, Ali Yavuz Ilman ve Ömer Bora Lacorno Film Festivali En iyi gelişen Yönetmen Ödülü Tarık Aktaş kazandı. 2018 Türkiye 0 Tüm Bilgiler Güzel Oğlum – Beautiful Boy Biyografi, Dram Güzel Oğlum Film Özeti ve Detayları Vicki ve David Sheff çifti boşanmıştır. oğulları Nick'in velayeti mahkeme tarafından anneye verilmiştir. David oğlu Nick uzakta da oturmuş olsa onunla ilgilenmeyi hiç bir zaman ihmal etmemektedir. Son derece başarılı bir öğrenci olmakla beraber iyi bir çocuk olarak bilinen Nick'in hayatında ki değişim anne ve babasının boşanmasının ardından gözle görülür şekilde fark edilir. Oğlunda ki bu değişimin ardında farklı bir şey olduğunu sezinleyen David, kısa bir süre sonra onun Kristal Meth adında ki bir uyuşturucu madde bağımlısı olduğunu öğrenir. David her ne pahasına olursa olsun oğlunun içine düştüğü bu illetten kurtarmaya Boy filminde yönetmen koltuğuna Felix van Groeningen oturuyor. Filmde başrolleri ise; David karakterini canlandıran Steve Carell, Nick karakterini canlandıran Timothée Chalamet, Vicki Sheff karakterini canlandıran Amy Ryan, Karen Barbour karakterini canlandıran 2018 ABD 0 Tüm Bilgiler Sarayın Gözdesi Biyografi, Dram İngiliz Kraliyet ailesinden Kraliçe Anne'in 18. yüzyılda yaşadığı ihanet, entrika, kıskançlık ve ihtiraslarını konu alan The Favourite filmde olaylar; Marlborough Düşesi Sarah Churchill ile hem sırdaş, hem gizli bir ilişkisi bulunan Kraliçe Anne'in rahatı Sarah'ın kuzeni Abigail'ın saraya gelişi ile bozulacaktır. Anne, Abigail ve Sarah sarayın işleyişini etkilemeye çalışırken, güç dengeleri birden bire çok Bağımsız Film Ödülleri 2018 yılının adaylarını açıklamış, daha sonra da teknik dalları kazanan filmleri duyurmuştu. Sarayın Gözdesi Filmi En İyi Sinematografi, En İyi Rol Dağıtımı, En İyi Kostüm Tasarımı, En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı ve En İyi Prodüksiyon Tasarımı ödüllerini kazanarak sezona da 5 ödül ile çok iyi bir başlangıç yapmış Gözdesi filminde yönetmen koltuğuna Yorgos Lanthimos oturuyor. Filmin başrollerini ise; Abigail karakterine hayat veren Emma Stone, Sarah Churchill karakterine hayat veren Rachel Weisz, Kraliçe Anne karakterine hayat veren Olivia Colman, Lord Marlborough karakterine hayat veren Mark Gatiss ve Harley karakterine hayat veren Nicholas Hoult paylaşıyor. 2019 ABD,İngiltere,İrlanda 0 Tüm Bilgiler Dogman Dram, Fragmanlar Dogman Film Özeti ve Detayları Oldukça sıcak kanlı ve kibar birisi olan Marcello köpek bakıcılığı yapar. Gününün nerdeyse tamamını köpeklerinin yanında geçirir. Köpekleri ile beraber sıradan bir hayat yaşayan Marcello esrarengiz bir adam olan Simoncino ile tanışır. Simoncino onu şiddet içeren Marcello'nun hiç bilmediği bir hayata filminde yönetmen koltuğuna Matteo Garrone oturuyor. Filmde başrolleri ise; Marcello karakterini canlandıran Marcello Fonte, Simoncino karakterini canlandıran Edoardo Pesce, Madre Simoncino karakterini canlandıran Nunzia Schiano ve Franco karakterini canlandıran Adamo Dionisi İtalya tarafından OSCAR Ödülleri'ne aday gösterildi. OSCAR'ın en iddialı filmi olarak Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Marcello Fonte İyi Erkek Oyuncu Dalında Avrupa Film Ödülü Marcello Fonte İyi Kostüm Tasarımcısı Dalında Avrupa Film Ödülü Massimo Cantini Parrini İyi Saç ve Makyaj Sanatçısı Avrupa Film Ödülü Dalia Colli, Lorenzo Tamburini ve Daniela Tartari d'Argento En İyi Erkek Oyuncu Marcello Fonte ve Edoardo Pesce d'Argento En İyi Üretim Tasarımı Dimitri Cupuani d'Argento En İyi Düzenleme Marco Spoletini d'Argento En İyi Yapımcı Matteo Garrone, Archimede, Rai Cinema ve Parolo Del Brocco d'Argento En İyi Oyuncu Yönetmeni Francesco Vedovati d'Argento En İyi Ses Maricetta Lombardo d'Argento En İyi Yönetmen Matteo Garrone d'Argento En İyi Film Matteo Garrone kazandı. 2018 Fransa,İtalya 0 Tüm Bilgiler Kefernahum – Capharnaüm Dram, Fragmanlar Kefernahum Film Özeti ve Detayları Beyrut'da yoksul bir ailenin çocuğu olan on iki yaşındaki Zain'in trajik öyküsünü anlatan filmde; Zain ailesine kendisini dünyaya getirdikleri için dava açıyor. Ailesi tarafından şiddete ve istismara maruz kalan Zain evden kaçar. Sokaklarda nasıl hayatta kalması gerektiğini öğrenen Zain, Etiyopyalı bir mülteci olan Rahil ve oğlu Yonas'a da sahip çıkar. Bir süre sonra işlediği bir suçtan ötürü ceza evine giren Zain, bunun sorumlusu olarak ailesini görür ve haklarında dava açar. İzlerken göz yaşlarınıza engel olamayacağınız bol ödüllü bir film olan Kefernahum, Türkiye'de 25 Ocak 2019 tarihinde gösterime filminde yönetmen koltuğuna Nadine Labaki oturuyor. Oyuncularının büyük bir çoğunluğunun amatör oyunculardan oluşan yapımda baş rolleri ise; Nadine karakterini canlandıran Nadine Labaki, Zain karakterini canlandıran Zain Al Rafeea, Rahil karakterini canlandıran Yordanos Shiferaw, Yonas karakterini canlandıran Boluwatife Treasure Bankole ve Souad karakterini canlandıran Kawsar Al Haddad Filminin Ödülleri Cannes Film Festivali Jüri Ödülü Festivalin En Değerli 3. Ödülüdür Nadine Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Zain Al Portakal Gençlik Jürisi Ödülü Nadine Labaki. 2018 ABD,Fransa,Lübnan 0 Tüm Bilgiler Boy Erased Biyografi, Dram Boy Erased Film Özeti ve Detayları 19 yaşında genç bir delikanlı olan Jared Eamons ailesi ile beraber Amerika'nın bir kasabasında yaşam sürer. Jared'in babası Babtist bir papazdır. Jared kendisine verilen iki seçeneği olan ultimatom ile karşı karşıya gelir. Ya ailesini, arkadaşlarını ve inançlarını terk edip gidecektir, ya da bir eş cinsel dönüşüm programına kayıt olacaktır. Onun için başka hiç bir türlü çıkar yol yoktur. Film gerçek bir yaşam öyküsünden Erased filminde yönetmen koltuğuna Joel Edgerton oturuyor. Filmde başrolleri ise; Jared Eamons karakterini canlandıran Lucas Hedges, Nancy Eamons karakterini canlandıran Nicole Kidman, Marshall Eamons karakterini canlandıran Russell Crowe ve Chloe karakterini canlandıran Madelyn Cline Ödülleri Avustralya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü Nicole Kidman ve Avustralya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü Joel Edgerton ile kazanmıştır. 2018 ABD,Avustralya 0 Tüm Bilgiler Arakçılar – Bir Aile İşi Dram, Fragmanlar Arakçılar Film Özeti ve Detayları Osamu Shibata ve tüm ailesi hırsızlık yaparak hayat mücadelesi verir. Bir gün oğlu ile girdikleri bir markette evlerine götürmek için yiyecek birşeyler çalıp dışarı çıktıktan sonra Yuri adında ki küçük bir kız çocuğu fark ederler. Hava dondurucu bir şekilde soğuktur ve küçük kız dışarıda kalmıştır. Onu alıp istemeden de olsa eve getiren Osamu ve oğlu, aileye de danışarak küçük kızı ilk etapta istemez. Ancak onun yaşadığı şeyleri öğrendiklerinde fikirleri değişir. Yuri kısa bir süre içinde adeta tüm evin neşe kaynağı olur. Tüm aile hırsızlık yaparak zorda olsa geçinirken Yuri ile beraber oldukça mutlu bir yaşam sürmektedir. Ancak bir müddet sonra kimsenin bilmediği gizli bir sır açığa çıkar ve ailenin hayatı bambaşka bir hâl Aile İşi filminde yönetmen koltuğuna Hirokazu Koreeda oturuyor. Filmde başrolleri ise; Osamu Shibata karakterini canlandıran Lily Franky, Nobuyo Shibata karakterini canlandıran Sakura Ando, Yuri karakterini canlandıran Miyu Susaki, Aki Shibata karakterini canlandıran Mayu Matsuoka, Shota Shibata karakterini canlandıran Jyo Kairi ve Kirin Kiki kazoku Filminin Ödülleri Cannes Film Festivali'nin en büyük ödülü olan Altın Palmiye Ödülü Hirokazu Altın Portakal En İyi Yönetmen Ödülü Hirokazu Ödülü Hirokazu Koreeda. 2018 Japonya 0 Tüm Bilgiler Kız – Girl Dram, Fragmanlar Kız Film Özeti ve Detayları On beş yaşında ki Lara trans bir bireydir. Kendisini bildiği günden beri balerin olmak ister. Sadece bayanların katıldığı bir bale okuluna baş vuru yapar ve hayallerine bir adım yaklaşır. Ancak onun için çok ciddi bir sorun vardır. Buda onun erkek bedeninde doğmuş olmasıdır. Artık Lara hayallerini tam anlamı ile gerçekleştirmek istiyorsa büyük bir mücade içine girmek filminde yönetmen koltuğuna Lukas Dhont oturuyor. Filmde başrolleri ise; Lara karakterini canlandıran Victor Polster, Mathias karakterini canlandıran Arieh Worthalter, Milo karakterini canlandıran Oliver Bodart ve Lewis karakterini canlandıran Tijmen Govaerts 2018 yılında Cannes Film Festivali Altın Kamera En İyi Film Ödülü'nü Lukas Dhont ile kazandı. Yine Cannes Film Festivali'in de Belirli Bir Bakış Ödülünü En İyi Erkek Oyuncu dalında Victor Polster kazandı. Avrupa Film Ödülleri Discovery-Prix Fipresci Ödülü'nü film ekibinden Lukas Dhont, Angelo Tijssens ve Gitte Nuyens kazandı. 2018 Belçika,Hollanda 0 Tüm Bilgiler Üç Hayat – Se rokh Dram, Fragmanlar Üç Hayat Film Özeti ve Detayları Konservatuara gitmek isteyen genç bir kız, ailesinin engeli ile karşılaşır. Genç kızın aklına İran Sinemasının usta isimlerinden olan Behnaz Jafari’ye video mesaj atmak gelir ve atar. Videoda ki mesajı gören Behnaz Jafari oldukça etkilenir ve genç kıza yardım etmek için tüm işlerini askıya alır. Behnaz, yanına Jafar Panahi’yi de alır ve genç kızın bulunduğu şehre doğru yola Faces filminde yönetmen koltuğuna Jafar Panahi oturuyor. Filmde başrolleri ise; Behnaz Jafari, Jafar Panahi, Narges Delaram, Marziyeh Rezaei ve Maedeh Erteghaei rokh filmi 2018 Cannes Film Festivali En İyi Senaryo Ödülü'nü Nader Saeivar ile kazanmayı başardı. Ayrıca Uluslararası Altın Portakal En İyi Film Ödülü'nü Jafar Panahi ile kazanmayı başarmıştır. 2018 İran 0 Tüm Bilgiler PK – Peekay Bilim Kurgu, Dram PK Film Özeti ve Detayları Başka bir gezegenden Hindistan'a gelen Peekay, çok basit ama kimsenin cevaplayamadığı sorularına cevap aramaya başlar. Peekay'ın tek amacı ise gerçek Tanrı'yı bulmaktır. Film aynı zamanda aşk ve hayat dolu ilgi çekici bir öyküyü konu filminde yönetmen koltuğuna Rajkumar Hirani oturuyor. Filmde başrolleri ise; PK karakterini canlandıran Aamir Khan, Jagat Janani karakterini canlandıran Anushka Sharma, Bhairon Singh karakterini canlandıran Sanjay Dutt, Sarfraz Yousuf karakterini canlandıran Sushant Singh Rajput ve Cherry Bajwa karakterini canlandıran Boman Irani Filminin Ödülleri Filmfare En İyi Diyalog Ödülü Rajkumar Hirani ve Abhijat Joshi, Filmfare En İyi Senaryo Ödülü Rajkumar Hirani ve Abhijat Joshi, Uluslararası Hindistan Film Akademisi En İyi Yönetmen Ödülü Rajkumar Hirani, Uluslararası Hindistan Film Akademisi En İyi Diyalog Ödülü Rajkumar Hirani ve Abhijat Joshi. Bunlar dışında yönetmenlerin aldığı dört farklı ödül daha vardır. 2014 Hindistan 685 0 Tüm Bilgiler Süperstar – Secret Superstar Dram, Fragmanlar Secret Superstar Film Özeti ve Detayları Insia adında ki genç kızın en büyük ideali iyi bir şarkıcı olmaktır. Ancak babası Farookh çok katı bir adamdır ve böyle bir şeye asla müsade etmeyecektir. Farookh, bir gün evde Insia'nun gitarını bulur ve parçalar. Şarkı söylemesini de yasaklar. Shakti Kumar adında ki ünlü bir müzik yapımcısı tesadüfen Insia ile tanışır. Genç kız için artık her şey yeniden başlar. Sesini tüm dünyaya duyurmak için önüne büyük bir fırsat filminde yönetmen koltuğuna Advait Chandan oturuyor. Filmde başrolleri ise; Insia karakterini canlandıran Zaira Wasim, Shakti Kumar karakterini canlandıran Aamir Khan, Najma karakterini canlandıran Meher Vij, Farookh karakterini canlandıran Raj Arjun ve Sheetal Mam karakterini canlandıran Nikita Anand Zee Cine En İyi Müzik Yönetmeni Ödülü Amit Trivedi, Zee Cine Kötü Karakter Rolünde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Raj Arjun, Zee Cine En Çok Umut Vadeden Yönetmen Ödülü Advait Chandan, Zee Cine En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü Meher Vij, Filmfare En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü Meher Vij ve Eleştirmenlerin Seçtiği En İyi Kadın Oyuncu Zaira Wasim. 2017 Hindistan 897 0 Tüm Bilgiler Utoya 22 Temmuz – Utøya July 22 Dram, Fragmanlar Utoya 22 Temmuz Film Özeti ve Detayları Film tamamı ile 22 Temmuz 2011 tarihinde yaşanan Utoya adasında ki gerçek bir katliamı konu alıyor. Utoya adasında düzenlenen yaz kampına katılan yaklaşık beş yüz gencin muhafazekar kesim tarafından ağır silahlar ile uğradığı saldırı sonucunda 69 kişi yaşamını yitirmiştir. Utoya adasına saldırı düzenlendiği esna da eş zamanlı olarak OSLO Hükümet binasına da bombalı terör saldırısı gerçekleşir. 19 yaşında ki genç kız Kaja ve kardeşinin de bulunduğu yaz kampında gençlerin yaşadığı dehşeti filmde Avrupa Film Ödülleri'nde En İyi Sinematografi Ödülünü Utoya filmi ile Martin Otterbeck July 22 filminde yönetmen koltuğuna Erik Poppe oturuyor. Filmde başrolleri ise; Kaja karakterini canlandıran Andrea Berntzen, Magnus karakterini canlandıran Aleksander Holmen, Petter karakterini canlandıran Brede Fristad ve Emilie karakterini canlandıran Elli Rhiannon Müller Osbourne paylaşıyor. 2018 Norveç 921 1 Tüm Bilgiler Soğuk Savaş – Zimna Wojna Dram, Fragmanlar Soğuk Savaş Film Özeti ve Detayları 1950 yılında geçen imkansız bir aşkın öyküsü. Bir kadın ve bir erkek, birbirlerinden tamamen farklı karakterlere sahip iki yetişkin insan. Birbirlerine delilerce aşık olan bu zıt karakterde ki iki insanın imkansız aşkını konu Wojna Filmi 2018 Cannes Film Festivali'nden En İyi Yönetmen Ödülünü kazanmayı başardı. film ayrıca San Sebastián ve Toronto Film Festivallerinde de çeşitli dallarda adaylıklar kazandı. Yapım Polonya Film Festivalinde 4 ödül yönetmen koltuğuna bu film ile Cannes'de ödül kazanmayı başaran Pawel Pawlikowski oturuyor. Filmde başrolleri ise; Zula karakterini canlandıran Joanna Kulig, Wiktor karakterini canlandıran Tomasz Kot, Kaczmarek karakterini canlandıran Borys Szyc ve Irena karakterini canlandıran Agata Kulesza paylaşıyor. 2018 Fransa,İngiltere,Polonya 597 0 Tüm Bilgiler Donbass Dram, Fragmanlar Donbass Film Özeti ve Detayları Doğu Ukrayna'nın Donbass bölgesinde yaşanan trajik savaşı konu alan film, 2019 yılının OSCAR Ödülleri'ne de aday gösterildi. Ayrılıkçı çetelerin yapmış olduğu katliamlar, ardı arkası kesilmeyen yaşanan silahlı çatışmalar, bitmek tükenmek bilmeyen yağmalama ve soygunlar Donbass'da yaşananların gerçeği olarak kabul edilir. O bölge de savaş barış demek, nefret aşk demek ve propaganda gerçek demektir. Medeniyetin ve insanlığın tamamen yitirildiğini gösteren film, 14 Aralık 2018 tarihinde vizyonlarda boy aynı zamanda 2018 yılı Cannas Film Festivali Belirli Bir Bakış kategorisinde En İyi Yönetmen ödülünü Sergei Loznitsa ile kazanmayı yönetmen koltuğuna Sergei Loznitsa oturuyor. Başrolleri ise; Boris Kamorzin, Valeriu Andriutã, Konstantin Itunin ve Georgiy Deliev paylaşıyor. 2018 Ukrayna 979 0 Tüm Bilgiler Mangal Pandey The Rising Biyografi, Dram Mangal Pandey The Rising Film Özeti ve Detayları 19. yüzyılda İngiliz Doğu Hindistan British East İndia Company şirketinin askerlerinden birisi olan Mangal Pandey, İngilizlerin Hindistan'dan topladığı yüz binin üstünde ki askerlerden sadece biridir. ingiliz subaylardan birisi olan William Gordon ile sıkı bir arkadaşlık kuran Mangal Pandey'in arkadaşlıkları oldukça ciddi sınavlara tabi tutulur. İngilizler, Hintlilerin söylentilerine göre domuz ve inek yağından yeni bir mühimmat imal etmiştir. Ancak orta da büyük bir sorun vardır. Yeni imal edilen bu mühimmat ancak dişlerle açılmaktadır. Bu durum Hintli ve müslüman olan askerler için çok ciddi bir sorun teşkil eder. Hintlilere göre inekler kutsaldır, müslümanlara göre ise domuz yağı haramdır. İki tarafta mühimmatı ağzına sürmek istemez. Mangal'ın arkadaşı olan subay William, İngiliz yetkililer ile görüşür ve söylentilerin doğru olmadığına ikna olur. Bunu Mangal Pandey ile paylaşan William, onun mühimmatı ağzıyla açmasına ikna olmasını Pandey The Rising filminde yönetmen koltuğuna Ketan Mehta oturuyor. Filmde başrolleri ise; Mangal Pandey karakterini canlandıran Aamir Khan, Heera karakterini canlandıran Rani Mukerji, Subay William Gordon karakterini canlandıran Toby Stephens, Emily karakterini canlandıran Coral Beed ve Jwala karakterini canlandıran Ameesha Patel 2005 - Lacarno Uluslararası Film Festivali En İyi Film dalında Ketan Mehta - Yıllık Orta Avrupa Bollywood Ödülleri En İyi Film dalında Ketan Mehta ve En İyi Aktör dalında Aamir Khan. Aday gösterildi. Hindistan Film Akademisi Ödülleri En İyi Oynatma Şarkıcı dalında Kavita Krishnamurthy. Aday gösterildi ve Ödülleri En İyi Aktör Aamir Khan. Aday gösterildi ve kazanamadı. 2005 Hindistan 957 0 Tüm Bilgiler Suçlu – The Guilty Den skyldige Dram, Fragmanlar Asger Holm adında ki polis memurunun rütbesi masa başı işine indirilmiştir. Acil durum telefonlarına bakan Asger için oldukça sıradan ve sıkıcı bir gün geçerken, sesi titreyerek arayan bir kadın durumu Asger için tamamen değiştirir. Telefonda polis memuru Asger'e kaçırıldığını söyleyen bu kadının bağlantısı konuşma esnasında aniden kopar. İhbar istasyonun da eli kolu bağlı kalan Asger'in başka insanları gözü kulağı gibi kullanması gerekecektir. Ancak her geçen saniye durumun ciddiyetini bir kat daha skyldige The Guilty Suçlu Filmi Toronto Uluslararası Film Festivalinde en iyi yönetmen ödülünü kazanmayı koltuğuna ödül kazanmayı başaran Gustav Möller oturuyor. Filmde başrolleri; Asger Holm karakterini canlandıran Jakob Cedergren, Iben karakterini canlandıran Jessica Dinnage, Rashid karakterini canlandıran Omar Shargawi ve Journalist karakterini canlandıran Laura Bro paylaşıyor. 2018 Danimarka 701 0
Haberler > En Kötüsünden En İyisine Doğru Sıralanmış; Bugüne Kadar En İyi Film Oscarı'nı Kazanan 85 Film - 1621 - 1738 En iyi film oscarı alan filmleri IMDB puanına göre sıralayıp, ekşisözlükten film hakkında özetler ekledim. film açıklaması direkt ekşisözlükteki formatında verildiği için büyük/küçük harf kullanımına ve çeşitli imla kurallarına takılmayınız 85. Cimarron 1931 - Puan İlk Western filmlerinden. Milyon dolarlıkı bütçesi ile o zamana kadar çekilen en yüksek maliyetli film olmuş 84. Cavalcade 1933 - Puan imdb kullanıcılarının en iyi film oscarını kazananlar arasında en beğenmediği filmlerden 83. The Broadway Melody 1929 - Puan sesli olmakla birlikte o yıllarda henüz ses düzeneği bulunmayan pek çok sinema salonunun olması nedeniyle sessiz versiyonları da yayımlanan filmdir. 1929 yılının en iyi film oskarıyla birlikte eleştirilerden de nasibini almıştır. klişelerle örülü olması evet 1929’da bile bir yana aşırı duygusal bulunmuştur. yarıştığı filmlerin vasatlığı akademi ödülünü almasını sağlamıştır. oskarları için şöyle diyor “bu yılın ödülleri için aday gösterilen filmler sessiz sinemadan sesli sinemaya geçişteki karmaşayı yansıtacak biçimde amerikan sinema tarihindeki en zayıf filmlerden birkaçıdır”.tüm akademi ödüllü filmleri seyretmek gibi bir saplantınız, bolca vaktiniz ve biraz da sabrınız varsa seyredin, yoksa uzak durun. 82. The Greatest Show on Earth 1952 - Puan 1952 yapımı bir yanılmıyorsam sirkte çalışan birinin düşüp sakatlandıktan sonra başından geçen hikayelerden oluşuyordu. 81. Around the World in 80 Days 1956 - Puan 3 saatlik, Jules Werne'nin ünlü kitabından uyarlanan film... 80. Tom Jones 1963 - Puan Tony Richardson'un komedisi. Listedeki nadir komedi filmlerinden 79. The Great Ziegfeld 1936 - Puan 3 saatlik bir müzikal. O zamana kadar çekilmiş bu türdeki en uzun film. 78. Gigi 1958 - Puan Konusu 20. yy baslarinda paris'te gecmektedir, subyanci bir yani vardir. Henüz okul cagindaki torununu leslie caron, kizkardesinin de yardimiyla yuksek sosyeteye ve ozellikle eski sevgilisinin maurice chevalier torununa metres olarak yamanmak uzere yetistiren anneanne sonucta gigi’yi bahsi gecen playboya nikahli karisi olarak vermeyi becerir. mutlu son… 77. Chicago 2002 - Puan cok basarili muzikalin, bir o kadar basarili filmi. basarili cunku, muzikali oldugu gibi beyaz perdeye tasimayi basarmis degerli rob marshall. kesinlikle gidilip gorulesi ve ozellikle all that jazz cell block tango, we both reached for the gungibi sarkilardaki performanslara dikkat edilesi film. ayrica richard gerein oscara aday gosterilmemesini makul karsiladigim ve renee zellwegerin catherine zeta jonesdan daha basarili oldugunu dusundugum yedinci sanat urunu. ancak sunu da belirtmeden gecemeyecegim, chicago, izmir sinemasinda izleyecegim son film olmustur, mal oglu mal yetkililer filmi cuk* kadar salonda sergilemeyi uygun gormusler, ve sonucunda ekranin da kucuk olmasi yuzunden normalde gorulmemesi gereken mikrofonlar beyaz perdenin ortasina kadar inmislerdir. ancak bu durum filmin degerini gozumde dusurmeye yeterli sebep olmamistir. 13 oscar adayligina gelince...evet oscar hakeden bir film ama 13 tanesini birden, hele hele en iyi film heykelcigini 76. Out of Africa 1985 - Puan sydney pollack yonetimindeki, robert redford ve meryl streepin oynadigi 1985 yapimi film. film isak dinesin'in hatiralarindan esinlenmistir. danimarkali bir hatunun afrika'daki hayatini anlatir, super afrika manzaralari vardir. 75. Shakespeare in Love 1998 - Puan iki sene once oscar alan gwyneth paltrow un oynadigi bir guzeldirgibi bir film varken neden bunun oscar aldigini kimi ele$tirmenler garip bi nedene baglami$ amerikalilar ingilizce konu$uyolarmi$,shakespeare de ingilizmi$ hem de ingiliz edebiyatinin onemli bi ki$isiymi$ de ondan almi$ oscari bu film.. 74. Chariots of Fire 1981 - Puan hugh hudsonın 'ateş arabaları', spor ve sporcu üzerine yapılan ilginç filmlerden biri. 1981'de cannesda bir özel ödüle, aynı yılın 'oscar' dağıtımında da bir kaç ödüle birden layık görülen 'ateş arabaları'nda 1924 paris olimpiyatlarına hazırlanan iki ingiliz sporcunun yaşamlarından, atletizm anlayışlarından ve bu spora yönelme nedenlerinden kesitler veriliyor. biri, koşmasını sevginin ötesinde, musevi olmanın getirdiği bir silah olarak görürken, diğeri ise tanrının kendisine verdiği bir lütuf olarak değerlendiriyor. her yarışta biri tanrı adına, öteki ise, ingiliz toplumunun dışladığı musevi olmanın ezikliği adına koşuyorlar. bu istekler amaca, amaçlar da paris olimpiyatlarında altın madalyaya dönüşmekte gecikmiyorlar.'ateş arabaları' , 'rocky' gibi sporcunun yalnızca hırsını ve çalışma azmini ön plana almayan, giderek spor anlayışını sporcuların dünyaya bakış açılarıyla içiçe sunan bir film. kuşkusuz sporcuları başarıya götüren bu dünya görüşleri her zaman tartışmaya açık bir esneklikte. ama sonuçta başarıyı pekiştiren bu bakış açılarının hırsı ve kamçısı değil mi? 'ateş arabaları', içerdiği konunun ilginçliği kadar sinemasal anlatımıyla da bir hayli çarpıcı. yönetmen hudson, 100 ve 400 metre koşullarında bu anlatımın dramatik sinema için doruk olarak tanımlanacak çizgisine varabilmiş. kısacası 'ateş arabaları' anlatımdan oyuncularına, yavaşlatılmış etkileyici ve çarpıcı görüntülerinden vangelis'ın müziğine dek her yönüyle usta işi bir çalışmanın 73. An American in Paris 1951 - Puan eugene kelly'nin ekranın dışına taştı taşacak dedirten dansları eşliğinde ve bu dünyaya ait olmayan yüzüyle ve tabii gülümsemesiyle stüdyo/paris sokaklarını neşelendiren leslie caron'un süzülmeleri eşliğinde anlatılmış bir şehir artı aşk güzellemesi. adam cook rolünde oscar levant'ın tüm bir orkestrayı kendisinde oluşma olarak düşlediği, ya da yine kelly'nin caron'u kaybetmek üzereyken, singin in the rain'e bir kala oradaki broadway melody'yi öncelediği düş sahnesi gibi kayda değer dans çalışmaları var. bence singin in the rain izlenmeden görülmesi hoş olabilecek, kendi başına ayakta duran sağlam bir 1951 vincente minelli tüm güzelliğini olmasa da, stüdyonun yansıtabildiği kadar olan güzelliğini taşıyor film. sonradan iki tane karesinin gerçek olduğunu öğrendim, haksızlık etmeyim! sonra da amerikanlar trier'i amerikaya gitmeden amerika hakkında film yapmakla 'suçlarlar'!- dogville dönemin bombalarından ve halen yaşayan güzelliklerden cyd charisse de başrolde, bu filmde oynayacakmışama leslie caron daha iyi olmuş bence ama hamile kalmış. eğer rolü alsa singin in the rain'den önce ünlü olurdu, o rolü de belki oynamazdı. böyle daha iyi!son olarak bu filmde gene kelly'nin bir çeşit ortamsal dans yaratısı oluşturmuş olduğunu görüyoruz. bazen çocuklara sözcük öğretmek için sokakta sözcük karşılığını canlandırarak, bazen piyanist cook'u kıl etmek için piyanosu üzerinde tepinerek, kapı kenarlarına vurarak, müzikale süreklilik katarak dansediyor adam. becerisini iyi yönetiyor diyelim. hoş müzikal, en azından izleniyor. 72. The Life of Emile Zola 1937 - Puan emile zola'nın hayatından ziyade dreyfus olayına daha çok yer verilmiş. bu tarz siyasi filmlere meraklı olanlar costa gavras'ın z adlı filmini de izleyebilir. orada da yunan cuntası ve askeri baskı anlatılmakta. 71. Going My Way 1944 - Pua 1944'de best picture, best director, best actor, actor in a supporting role , best writing original story oscar en iyi özgün senaryo ve en iyi orijinal şarkı*swinging on a star oscarlarını götürmüş bing crosby'li leo mccareydram/ 70. The English Patient 1996 - Puan ingiliz hasta, ralph fiennes, juliette binoche, willem dafoe, kristin scott thomas oynuyorlar, 9 oscar aldı ki birisi en iyi filmdi.. süper filmdir... 69. Driving Miss Daisy 1989 - Puan oscar ödülü almışsüper bir filmdirbir huysuz yahudi kadın ilezenci şöförünün hikayesidirhikaye fiks bir hikayedir önce sevmez ama sonradan sevmeye başlarama olayların akışı bakımından harikadır 68. Terms of Endearment 1983 - Puan muhteşem oyunculuklarla bezenmiş, damardan dram yaşatan muhteşem bir flim....... 67. Gentleman’s Agreement 1947 - Puan gregory peck 'in müthiş bir performans çıkardığı film. burada peck anti-semitizm üzerine bir yazı hazırlayan gazeteciyi canlandırmaktadır. yeni geldiği new york kentinde kendisini bir yahudi olarak tanıtır. kültür içine, gündelik hayata sinmiş bütün ayrımcılıklar çok vurgulu bir şekilde işlenir. filmin adını veren 'gentleman's agreement', filmde belli muhitlerde azınlıklara ev kiralamamak için yapılmış sessiz bir anlaşma anlamına gelir. mesela bir protestan evini yahudi bir aileye kiralarsa cemaatten dışlanacaktır. bu şekilde, amerikadaki ayrımcılık gözler önüne serilir. senator joseph mccarthy filmi komünizm propagandası sayarak suçlar. başta elia kazan olmak üzere, filme emeği geçen herkes yargılanır. en trajik olanı ise, filmde peck'in gerçek yahudi bir arkadaşını canlandıran yardımcı oyuncunun yargılamalar sırasında tartışırken kalp krizi geçirerek yaşamını kaybetmesidir. bu kalitedeki bir filmin bedelinin herhalde bu şekilde ödenmesi gerekiyordu. 66. Oliver! 1968 - Puan 1968 senesinde en iyi film, en iyi yonetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi yardimci erkek oyuncu, en iyi dekor, en iyi muzik, en iyi ses, en iyi sinematografi, en iyi kostum, en iyi senaryo ve en iyi montaj olmak uzere on dalda oskara aday olmus. yonetmeni carol reed e bes tanesini kazandirmis muzikal. 65. All the King’s Men 1949 - Puan Karizmatik bir politikacının doğuşunu ve yükselişini anlatıyor. 2006 yılında Sean Penn'in başrolünü oynadığı tekrar filmi de çekildi 64. The Hurt Locker 2009 - Puan ırakta geçiyor, amerikan askerleri var, bombalar, silahlar.. diye bahsedebileceğiniz bir filme önyargısız bakabilmek haliyle mümkün değil. açıkçası bunu kırmak için pek bir çaba da gösterilmemiş. herhangi bir amerikan savaş filminden farklı gösterilebilecek elle tutulur bir detay yok. yine aynı insancıl, yardımsever, karakterli, cesur, yılmaz, cevahir amerikan askeri portresi çizme çabası... 63. West Side Story 1961 - Puan leonard bernstein'in besteledigi ve dillimize bati yakasi hikayesi olarak cevrilen unlu muzikal/film..hikaye bir nevi modern romeo ve juliet ayaridir..orjinalinde mariayi natalie wood oynamisti..tonight, maria, i want to be in america, somewhere gibi sarkilari artik klasik olmustur.. 62. Grand Hotel 1932 - Puan başrolünde greta garbo'nun yer aldığı 1932 yapımı, oscar'lı bir edmund goulding filmi. 'buzlar kraliçesi' garbo, o aksanlı konuşmasıyla bir rus balerini canlandırır filmde. mekân berlin'deki grand hotel'dir. karakterlerden grusinskaya sahne stresini, sanatçı kaprisini bolca yaşayan balerindir; baron von geigern ise fazlasıyla centilmen, ne bir kolyeyi ne de bir cüzdanı çalabilen, sonunda da hayatından olan bir hırsızdır. filmdeki işadamı preysing gerek davranışlarıyla gerekse konuşmasıyla sinir edicidir. garbo, filmde sarfettiği 'i want to be alone' sözüyle tarihe geçer ve o söz hayatıyla özdeşleşir. 61. Titanic 1997 - Puan haksiz yere bir yigin kotu elestiri yagmuruna tutulmus bir james cameron filmi. sinema elestirmenlerinden daha cok, bir cok sinema izleyicisi tarafindan klise veya geyik olarak nitelendirmis olmasi kanimca cok aci. film gectigimiz yuzyilin buyuk facialarindan birini, bir henry james romanini animsatacak bir havada ve atmosferde, bir ask hikayesi cercevesinde anlatiyor. tum bunlarin ustune, film yirminci yuzyilin basindaki amerikayi ve amerikan deger yargilarini, ve bu devrin aristokratlarini ve onlarin yasamini, alttan alta elestirerek, cok akici bir uslupla basarili bir sekilde gozler onune sunuyor. bu filmi birakin begenmeyi, izlemis olmanin bile elestirildigi bir devirde, ne kadar yer yer film baysada, ve bazi sahneler ve diyaloglar klise damgasi yiyip batmaktan kurtulamiyor olsada, utanmadan solemek istiyorum ki, ben bu filmi seviyorum. 60. Mrs. Miniver 1942 - Puan bir savaş dramasıdır. 2 saat 13 dakika uzunluğundadır, ki william wyler'ın çoğu filmi uzun süreli olduğundan şaşırtmamalıdır uzun süreli oluşu. wyler bu filminde orta-üst sınıf arasında yerlerini almış bir aile üzerinden savaşı'nın acımasız yüzünü gösterir?. savaş draması dedik filme ama filmde savaş sekansları yoktur. ve wyler'ın dediği gibi savaş sert bir şekilde perdeye taşınmamıştır. oldukça başarılı bir filmdir. diğer savaş filmleri gibi askerleri önplana almaz. filmde sadece bir asker görünür ve o da kötü nazi askeridir birden ortaya çıkar bu asker. miniver'ın bahçesinde yaralı bir şekilde yatmaktadır. nasıl gelmiştir teee buraya kadar? cevap yok. ardından miniver'ı rehin alır, evine girer, yemek yer. kabadır. iğrençtir. masadayken 'burayı bombalayacağız. binlerce kişiyi öldüreceğiz. nihahahaha' der. bunu neden söyler? cevap yok. belli ki wyler'ın zihnindeki nazi askeri böyledir. evet, çoğu şerefsizdi ama aralarında iyiler de vardı. tek bir karakterle düşmanı genelleştirmiş oluyordu wyler. wyler bu filminde geride kalanlara odaklar kamerasını. yani iki küçük çocuğa ve anne miniver'a. 59. Kramer vs. Kramer 1979 - Puan oyuncularına senaryo dışında filme katkıda bulunmalarına en çok imkan tanıyan; kendilerini, kişiliklerini ve fikirlerini de eklemelerine izin veren filmlerin başında yer alır. dustin hoffman filmin çekilme evresinde de ilk karısından boşanma aşamasında olduğundan filmdeki sahneleri birebir yaşayarak yansıtmış; çocukları ile arasında olan bağı ve sevgiyi de bizzat aktarma fırsatı bulmuştur. 9 dalda aday olup, 5 dalda oscar kazanmıştır film. sahnelerin çoğunda dustin hoffman'ın katkısı büyüktür. hatta filmin senaristi robert bentonın jenerikte isimlerinin birlikte anılması teklifini dustin hoffman alçakgönüllülük göstererek kabul etmemiştir ki bu senaryo ile robert benton oscarı kucaklamıştır. çok derin, bir o kadar da etkileyici bir film. 58. Marty 1955 - Puan 90 dakikalık süresiyle Oscar kazanan en kısa film. Bir aşk hikayesini anlatan film TV dizisi olarak başlayıp, sinemaya çekilen ilk film olma özelliğini taşıyor. Şu anki dizilerin atası olan bu yapıma tüm TV sektörü borçlu 57. The Last Emperor 1987 - Puan bir imparatorken kuklaya nasıl döndürülür üzerine muhteşem bir film. biraz fazla uzun olsa da çinin özellikle geçtiğimiz yüzyıldaki siyasi çalkantılarını merak edenler için belgesel tadında epik bir ve oyunculuk açısından dört dörtlük bir bertolucci’nin en yetkin eseri siyasi ve kültürel değişimi şiirsel bir akıcılıkla verilmiş. son imparatorun binlerce yıllık gücün ve itibarın zirvesinden bir sokak adamına dönüşümü bir bahçıvan konumuna inişi gerçekten çok sarsıcı bir dille ihtişamından ayyakkabı bağcıklarını bile bağlamayı beceremediğini farkeden bir imparator işte hayat ve zamanın acımasızlığı. 56. From Here to Eternity 1953 - Puan from here to eternity, içinde birçok konuyu işleyen bir film... burt lancaster'ın, subayın karısı deborah karr ile yaşadığı yasak aşk.. subay olmak ve olmamak arasında gidip gelmesi...prewitt'in montgomery clift alay komutanı tarafından boks yapmaya zorlanması, arkadaşı maggio'nun frank sinatra cezaevinin çavuşu ernest borgnine ile sürtüşmesi ve sonunda hapiste çavuşun onu öldüresiye dövmesi... hapisten kaçtıktan sonra prewitt'in kollarında ölmesi maggio öldükten sonra prewitt'in trompet ile ağlayarak yat borusunu çaldığı sahne unutulmaz...her seferinde tüylerim diken diken olurve tabii pearl harbor baskını.... 55. The French Connection 1971 - Puan 1971 yilinda cevirilmis tum zamanlarin en sahane polisiye filmlerinden biri.oscarli olsa gerrerr film olsa geekbu filmde kullanilan ve olusturulan araba kovalama sahnesi ve parallel editing teknikleri seneler sonra her turlu kovalamaca takip araba sahnesinde birebir bu sistemde bi film olan speed de bu filme bi tribute vardir 54. Argo 2012 - Puan hollywood'u ve cia'i hatta amerika'nin dis siyasetini elestiren bir film argo. sistem icinde sisteme karsi cikanin kazandigi bir konusu var aslinda. temel olarak donemin gerilimli havasini cok iyi aktariyor.. filmde amerika'yi oven -6 diplomati kurtaran kahramanin amerika'li olusu disinda- aslinda hicbir oge yok. cia kahraman mendez'i operasyonun ortasinda geri cagiriyor, yani operasyonu iptal ediyor, karari veren donemin baskani carter bir yerde bos veriyor. 'kendi insanlarina iskence yapan sah'i biz orada tuttuk, biz neden olduk bu devrime de' diyor film defalarca. bu filmin amerikan yanlisi oldugunu savunmak on yargili olmaktan baska bir sey degil. filmin sonunda mendez'e kahramanlik madalyasi veriyor cia ama toreni gizli yapip madalyayi da geri aliyorlar. hikayenin asil kahramani kacak amerikan diplomatlarina yardim eden kanadali'lar -ki tarih boyunca amerika'yla aralarinda cekisme vardir. hollywood'a da ayni zamanda buyuk elestiri var ve hatta film piyasasinda calisanlara. alan arkin bir anti-karakter, unutulmayacak replikleri var alinti mahiyetinde mesela kendi aile yasantisinin berbatligi uzerine soyle buyurdu 'biz film isinde calisanlar komur madencilerine benzeriz, eve yuzumuzdeki komur lekesini getiririz ve onu asla temizleyemeyiz'.. muzik, cast secimleriyle, yapim tasarimi bakimindan 70'lerin tahran'ini istanbul'da cekmek te bir meziyet, goruntu yonetmeni rodrigo prieto- ustalara saygi! bakimindan guzel olmus gerilimi yuksek akici bir film vesselam... son olarak argo fuck urself! 53. How Green Was My Valley 1941 - Puan bir gal kasabasında yaşayan morgan ailesinin maden ocakları merkezli öyküsünün siyah-beyaz tonlarda anlatıldığı hüzünlü o kadar yeşildi ki adlı filmde;olanaksız aşk entelektüel rahip-morgan ailesinin güzel kızı arasında, maden işçilerinin zorlu yaşamları maden ocağında geçen ve orada son bulan hayatlar, yuvasını korumaya çalışan anne morgan ailesinin altı 6 çocuk dünyaya getiren güçlü annesi,erkek olma yolunda ilerleyen genç erkekağabeyinin sevgili eşine aşık olan küçük bir erkek çocuğun erkek olma yolunda gösterdiği çabagibi konular ana malzemeyi amerika'ya çalışmak için giden iki erkek kardeşin başına neler geldiği kısmı seyirciye bırakılmıştır* 52. Ordinary People 1980 - Puan başrollerini timothy hutton ve donald sutherlandin paylaştığı bol oscarlı 1980 yılı filmi. mükemmel bir aile draması olan film american beauty ile birçok ortak özellik taşır. ama ondan daha iyi bir senaryosu ve daha oturmuş karakterleri vardır. bulunula, seyredile.. 51. Mutiny on the Bounty 1935 - Puan bounty taşıyan romen bandıralı kuru yük gemisinin tayfaları çikolataları paylaşamayınca kazan kaldırırlar ve olaylar geviş getirir... 50. Wings 1927 - Puan İlk Oscar'ı kazanan film. Sessiz ve oldukça uzun 49. Hamlet 1948 - Puan sir laurence'ın aynı zamanda yönetmen olarak da karşımıza çıktığı bu uyarlama, siyah-beyaz oluşu ve ışık gölge oyunları sayesinde , elsinore'un o kasvetli, acılı atmosferini, labirentlerinde sakladığı gizemlerini nasıl da güzel anlatır, sanki oyundaki karakterlerin hasarlı ruhlarının bir haritası gibi. bunu yanında filmin özellikle fonda kraliçenin dizeleriyle ophelia'nın ölümünü anlatan sahnesi ise hala her ophelia adını duyduğumda gözümün önüne gelen, çok da iç burkan bir sahnedir. 48. My Fair Lady 1964 - Puan 1964 yılında en iyi resim ve en iyi director dalında ödül alan filim, profosor henry higgins rolü ile rex harrison'a oscar kız eliza ise zarefetin simgesi sayılan ,unesco gönüllüsü audrey hepburn vardı. basit bir çiçekçi kızı kraliçeye takdim edecek kadar iyi yetiştireceğini iddia eden prof. higgins ve eliza arasında ilginç dialoglar,şarkılar ve kostümler yanı sıra , ingiltere'de geçen olayda sınıf farkına dikkat çekilmiştir. bir çok türk versionu çevrilmiştir. 47. Crash 2005 - Puan 2005 mayis ayinda abd'de gosterime giren paul haggis tarafindan yonetilmis, icinde thandie newton, matt dillon,sandra bullock, don cheadle, terrence howard, ludacris, ryan phillippe, jennifer esposito gibi bisuru oyuncu barindiran, komunikasyon ozurlu, kizgin ve onyargili bir suru insani cok ilginc bir sekilde bir araya getiren hos film. 46. Midnight Cowboy 1969 - Puan ayni adli romandan sinemaya uyarlanmis 1969 yilinda oscar kazanmistir. daha onceki yillarda oscar kazanan icerikten yoksun muzikallerden sonra midnight cowboy ile toplumsal sorunlara deginen bir film odullendirilmis oluyordu. arka planında toplumsal olayların çok iyi işlendiği film. hiçbir şey söylemeden, asker savaş falan göstermeden vietnam savaşının sürdüğünü, latino göçmenlere düşmanca bakıldığını, gelir adaletsizliğinin uçurum oluşturduğunu izleyicinin gözüne sokmadan anlatılıyor. flashback'ler de aynen bunun gibi, al gözüne gözüne şeklide değil, sezdirerek olayları açıklıyor. sevgilisiyle sevişme anında yakalanıp küçük düşürüldükten sonra kızın akıl hastanesine götürülmesini kovboyumuzun ratso'ya 'o kadar azgınım ki annie aklını kaçırdı' diye anlatması ufacık bir ayrıntı olsa da kocaman bir travmaydı mesela. oya gibi işlenmiş bir film yani. 45. The Sound of Music 1965 - Puan julie andrews'in oynadığı, muhteşem sesiyle alpler'de bir ordan bir oraya koşarak şarkılarını seslendirdiği, 1965'te en iyi film oscar ını almış olan avusturya manzaralı müzikal. ilkokuldayken annemin zoruyla trt 2'nin başına geçip izlediğimiz, bir yandan videoya kaydettiğimiz, sonrasında kardeşim ve arkadaşlarla şarkılarını söylemeye çalışıp danslarını taklit ettiğimiz, daha ingilizce bilmezken anneme 'şarkı sözlerini türkçe yaz' diye baskı yaparak onu zor bir görevin içine soktuğumuz, filmin şarkılı kısımlarını geri sarıp sarıp izlemekten resmen eskittiğimiz film. 44. Dances with Wolves 1990 - Puan kevin costner'in hayallerimi gerçekleştiren bir adam rolünde oynadığı film. bir at... bir kurt... ve ölene kadar bana yetecek miktarda su.. daha ne isterim ki gelecek olursak kızılderili topraklarını istila edenlerin ne kadar cani olduğu ortada ise de ayrıca daha önceden de orada insanların, hatta aynı kabileden toplulukların birbirlerini öldürdükleri ortaya çıkıyor. tabi avrupa'dan sürülmüs kanı bozukların yeni dünyada ne kadar vahsice hareket ettiklerini anlamak için bu film az kalır. mutlaka izlenmeli. izlendikten sonra evde tek basına, ocak basında dans edilmeli.. 43. A Man for All Seasons 1966 - Puan modası 15. yüzyılda bile geçmiş olan adalet ve hakkaniyet kavramlarını korumak adına keçi inadını sonuna kadar sürdüren thomas more'a şapka çıkarttıran 1966 yapımı film. ayrıca erken dönem ringo starr tipli 26 yaşında bir john hurt ve birkaç dakikalığına anne boleyn olarak gözüküp kaybolan 29 yaşında bir vanessa redgrave de barındırıyor. 42. In the Heat of the Night 1967 - Puan 1967 yapimi bu cevher, irkcilikla bir sekilde ilgili tum filmler arasinda konu hakkinda en az lafi soyleyip, en cok sey anlatabileni belki de. sidney poitier'in neden 'en iyi' oldugunun bir kaniti, rod steiger'i hatirlamak icin en onemli neden. john ball'in romanindan uyarlanmistir ayrica. 41. Rain Man 1988 - Puan bir insanin birden fazla ayrintisini ve huylarini ogrenmeye basladiginizda farkinda olmadan ona karsi hisleriniz degisir, bu huylari sizin hayatinizi degistirip tuhaf bir sekilde huzurlu ve mutlu hissettirdiğinde ona bağlanırsınız ve yokluğunda ozlemini duyar,yaninizda olsun ister, o an yaptiklarini tahmin etmeye başlarsınız ya hani..bunu size tekrardan gosteren bir film, aglatmadan, duygu somurusu yapmadan sevdirir kendini ama yine de gozleriniz dolar,şöyle bir yutkunursunuz sonunda.. dustin hoffman'ın inanilmaz oyunculugu da birlesince,tadindan yenmemis.. 40. The Artist 2011 - Puan sessiz filmlerin en bomba aktörlerinden birisi olan george valentin'in sesli filmler furyasının başlamasıyla hızlı bir şekilde kariyerinde yaşanan düşüş ve merkezinde bir aşk hikayesinin anlatıldığı film cannes film festivali'nde başrol oyuncusu jean dujardin'e en iyi aktör ödülünü kazandırdı. film bildiğimiz sessiz film. diyalogsuz, siyah-beyaz ve sessiz filmlerin çekildiği gibi 22 kare/saniye olarak çekilmiş. bunu yaparken de sadece nostalji seven kitleyi değil her izleyiciyi memnun bırakacak sağlam bir senaryo ve sanat yönetimi ile her karesinde izleyiciyi perdeye kilitliyor. ilk fırsatta izlenmeli... 39. You Can’t Take It with You 1938 - Puan tamamen bildik plotuna rağmen muhtemelen capra'nın en iyi filmi. çok sayıdaki egzantrik karakteri ve lionel barrymore'un harika performansıyla coşan film, bugün çağan ırmak'ın babam ve oğlum'da bir benzerini çekmeye çalıştığı yine bol karakterli, münir özkul'un baba rolünü oynadığı arzu film ekolünden filmlere büyük oranda ilham vermişe benziyor. öyle ki, kendi yağında kavrulan bir ev ahalisine reislik yapan barrymore'un, evlerini satın alıp yerine fabrika kurmaya çalışan milyonere çektiği tirad yaşar usta'nın ünlü konuşmasına tıpatıp benziyor bkz531649 ve yine barrymore'un yaptığı izm'leri yeren konuşma bu ekoldeki hangi filme konursa konsun zerre yabancılık yaratmayacak kadar 'bizden'. bu noktalardan hareketle biraz derinlemesine bir çalışmada 30'lar amerikası ve 70'ler türkiyesinde aile, siyaset, ekonomi, ideoloji ve statü gibi konularda bir karşılaştırma yapmanın muhafazakarlıkla ilgili bazı ipuçları vereceğini düşünüyorum. çünkü futbol asla sadece futbol değilse, sinema zatenasla sadece sinema değildir. 38. Patton 1970 - Puan kelebek, maymunlar cehennemi ve boys from brasil filmlerinin yönetmeni franklin schaffner' dan ikinci dünya savaşında avrupa'da geleral olan patton'un gerçek hayat hikayesi. 20. yüzyılda psikopat bir don kişot olan savaş tarihi uzmanı patton' ın izlenmeye değer kişiliği ve yaşantısı kendisi ile birlikte avrupa'da savaşan general bradley'in romanından uyarlanmış. yer yer tarihi gerçekliği olan görüntülerin bile sürreal bir havada verildiği filmde bence en güzel şey patton'ı oynayan george c. scott'ın harika oyunculuğu. filmde ve gerçekte de almanların patton'ı amerikalılardan çok daha iyi anlayıp daha fazla saygı duymaları ise son derece kayda değer. 37. All Quiet on the Western Front 1930 - Puan film, en iyi film ve en iyi görüntü dallarında oscar kazanmıştır. filmle ilgili bazı notlar o dönemde almanya'da iktidarda olmamalarına rağmen naziler, filmin gösterimini engellemek için sinema salonlarını farelerle doldurmuşlar. lew ayres bu filmde rol aldıktan sonra 2. dünya savaşı döneminde faal bir savaş karşıtı olmuş. tabi bu tavrı büyük tepkilere yol açmış, amerika'nın birçok bölgesinde ayres'in filmleri gösterime sokulmamış. yönetmen lewis milestone, askeri malzemelerinin gerçeğe uygun olup olmadığını öğrenmek için los angeles'da yaşayan eski alman askerlerine çağrıda bulunmuş. sete o kadar çok asker gelmiş ki, stone birçoğuna filmde rol vermiş. sınıftaki karatahtada göze çarpan, filmin kısa bir özeti niteliğindeki 'bana şu uzaklara giden akılsız kahramanı anlat' sözü homeros'un 'odyssey''inden alınmış. ünlü final sahnesinde ise ayres'in kelebeğe uzanan eli aslında yönetmenin eliymiş. 36. Slumdog Millionaire 2008 - Puan danny boyle yine yapmis yapacagini! ben trainspotting'den sonraki iki filmini izlememistim ama bunu vetrainspotting 'i ceken adamin ayni adam oldugunu gormek o kadar kolay ki. filmde trainspotting 'deki kadar bir 'tripping' hissi mevcut, bu sefer kafayi bugulandiran hindistan'in hayat dolu gettolari, kaosu, kesmekesligi, cocuklarinin super tatliligi... aclik, yoksulluk, zor hayat kosullari, kotu alt yapi cirilciplak ortada ama ne egzotik hale getirilmis ne de bir batili gozuyle yabancilastirilmis. aslen yargiladigi tek insan tiplemesi hindistan'a gelip despirituality bulabilecegini sanan batililar gibi gozuktu bana. boyle cok daha iyisini biliyor doguluya 'ay ne tatli ne de sirin, ama ne kadar da zavalli' demekten. super olmus kanimca. 35. Rocky 1976 - Puan ilk izlediğimde anlamamıştım. boks sevmem zaten, ne özelliği vardı ki bu filmin? sonradan hayallerini gerçeğe çevirmesini, bir ressamın boş tuvale hayalinde gördüklerini çizmesi gibi hayatı boyadığını, bir hayat ressamı olduğunu ve istediği herşeyi gerçekleştirdiğini sonradan çekmediğinden değil, en güçlü veya en akıllı olduğundan da değil, ne istediğini bildiğinden ve pes etmediğinden saygı duydum bu karaktere, ve onu hayal etmiş olan kişiye.. 34. The Lost Weekend 1945 - Puan 1945 yapımı billy wilder filmi. başrollerini ray milland, jane wyman, phillip terry ve howard da silva'nın paylaştığı dram alkolizmin pençesindeki bir yazarı konu alır. ray milland canlandırdığı alkol için ruhunu bile satabilecek yazar rolüyle en iyi erkek oyuncu oscarını almıştır. film bunun dışında en iyi film, yönetmen ve senaryo dallarında da oscar almıştır. aynı zamanda misplaced childhood albümünde yer alan mükemmel parça bitter suite'in ikinci bölümüne ismini vermiştir... 33. The King’s Speech 2010 - Puan sıkıcı bir ingiliz filmi olacağı beklentisi ile izlemeye başladığım ama sonunda gözlerde nemlenme, buğu oluşmasına yol açabilen gerçek olaylardan hareketle çekilmiş bir film olarak dersimi vermiş bir eserdir. colin firth ve geoffrey rush'in karşılıklı döktürmeleri çok güçlü bir film olmasını sağlamış. helena bonham carter ki kendisi bir çok filmden harry potter vs gibi hatırlarsınız , george'un karısını oynamakta ve benim gördüğüm ilk defa kendisi normal bir rolde sakin sakin işini yapmaktadır. zıvıtmamak için kendisini baskı altına almış gibi görünüyor, bunda da başarılı firth'in kekemelik taklidi, farklı türk sinemasındaki gibi değil anlamında ama çok başarılı. geoffrey her zamanki rolünü oynuyor gibi ama o da çok başarılı oturmuş buraya. oturmuş derken, kralın taç giyme töreni için kilisede çalışırlarken, sadece kralların oturabildiği bir koltuğa oturması sırasındaki diyaloglar da çok güzeldi. 32. Million Dollar Baby 2004 - Puan milyon dolarlık bebek... salondan çıkarken, insanın gırtlağında iki düğüm, yüreğinde acı ve beyninde şiddet arzusu uyandıran bir film. sinemadan çıkar çıkmaz, bana o fahişeyi bulun, mavi midir, ayı mıdır, her kimse sözlerini sarfetmeme ve yastığa bile vuramayan, içinde şiddet namına bir şey olmayan bendenizde bile şiddet isteği uyandırmış bir film... önyargısız bir şekilde ve mümkünse hiç bir yorumu okumadan gidilip izlenmesi gereken, clint eastwood'un acayip yaşlandığına şahit olduğum, morgan freeman'ın ve hilary swank'in ödüllerini sonuna kadar hakettiği bir film. 31. Gandhi 1982 - Puan en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi sanat yönetmeni, en iyi görüntü yönetmeni, en iyi kostüm, en iyi kurgu ve en iyi senaryo olmak üzere 8 oscar kazanmis olan ve sinema tarihinin en basarili biyografik filmlerinden biri olarak gösterilen yapit. müziklerini ravi shankar yapmistir. ben kingsley, gandhi'yi canlandirmak icin büyük ugraslar vermis, onlarca kitap okumus, gandhi'nin yasadigi yerleri tek tek gezmistir. dis görünüsünü benzetmek adina da kilo verdirilip, günes altinda yanmasina ugrasilmistir. film, sadece cenaze sahnesi icin 300000 kisinin biraraya getirilmesiyle de epey yanki uyandirmistir. ayrica filmin türkiye'de de ilginc bir kaderi söz konusu; zira 1983 yilinda iki defa kavga kiyamet yasakli olmus. öncelikle demirel'in, zincirbozan'dayken strateji belirleme amaciyla izlemek istemesi üzerine film mgk tarafindan tüm yurtta yasaklaniyor, toplattiriliyor. ilerki aylarda ise eski pakistan devlet baskani ziya ul hak'in türkiye ziyareti sebebiyle yine bir müddet yasaklanmis. 30. Ben-Hur 1959 - Puan hz. isa nin peygamberliginden yaklasik 4 yil kadar once hikayesi baslayan film, judea prensi ben hur 'un hirsli ve ihtirasli cocukluk arkadasi roma generali massala tarafindan kurek mahkumu yapilmasi, ailesini zindanlara atmasi ve ben hur'un hakli ve hasmetli intikamini sonunda isa nin carmiha gerilmesine kadar baglayan bas yapit, bir benzeri daha olduguna inanmiyorum. senaryosuna bakildiginda simdiki hollywood senaristlerinin ne kadar da kisir oldugunu anlayabilirsiniz ki gladiator un bile senaryosu yaninda sonuk kalmaktadir. aday oldugu yilda 11 oscar almistir. sadececharlton heston in ofke, nefret ve intikam dolu mavi gozlerini gormek ve sesini dinlemek icin bile izlenir. 29. No Country for Old Men 2007 - Puan sunu kisa net aciklamak isterim coen kardesler cile cekse izlerim, rastik cekse beklerim, halay cekse katilirim, niyet cekse inanirim. ama coen'ler havasini bulup da film cekince aglarim, gulerim, hayret ederim, nese dolarim, kiskanirim, imrenirim, sapsallarim. bu da oyle bir film olmus, filmi bastan sona oyle avanak gibi izledim ki yarin yine gidip izledikten sonra entrysini yazabilecegim. coenler sadece kendileri yapabilecekleri bir seyi, sadece kendilerinin yapabilecegi bir ustalikla, hem yikiyor, hem de ustune kat cikiyor nasil yapiyorlar sormayin. ayni cagda, ayni donemde yasadigima cocukcasina mutlu oldugum bu abilerimin ellerinden opuyor, alkislarla yaziyorum. 28. Platoon 1986 - Puan 'rejoice o young man in thy youth...' -ecclesiastes. bu yazı ve fondaki müzik bile yeter aslında. filmin açılışında chris casa tipi kargo uçağından inip yürürken karşıdan bir grup asker geçer sanki onlar gelmiş, diğerleri geri dönüyorlarmış gibi. gidenlerden sona doğru bir tanesiyle göz göze gelirler. sanki gelecekteki haline bakıyormuş gibidir. ruhu yaralanmış ve çökmüş bir yüzle, masumiyetini kaybetmiş bir şekilde ve savaş ruhunu kirletmiş gibi kararmıştır yüzü. en iyi -vietnam-savaşkarşıtıfilmlerinden, oliver stone un salvador dahil en iyi filmidir filmi yarı otobiografik olmak la birlikte chris karakteri bir bakıma kendisidir vietnamda geçirdiği savaş yıllarının sonucu olarak bunları filmlere dönüştürmüştür platonda dahil bir vietnem üçlemesinden bahsedilir bunlardan ilkidir million $ a mal olmuş ve o sene bazı ödüllere layık görülmüştür. filmde gönüllü bir er in gözünden vietnam kabusu aktarılır savaşın ortasında sınır devriyesi olarak bir taraftan vietkong larla savaşırken diğer taraftan vietnam halkının sadakatinin belirsizliğinden doğan kuşku ile bocalarlar. bunlara ek olarak bölüğün içinde süregelen baş çavuşla, çavuşun rekabeti arasında sıkışıp kalmışlardır film bu karmaşada ölmemeye çalışan amerikan askerlerinin vietnemda yaşadıkları tecrübeyi gözler önüne serer filmin tek kusuru vermek istediği mesajı fazla açıkça vermek istemesidirki oliver stone un genel zaafıdır eğer bunu kapalı bir biçimde yapabilseidi türünde çok daha öne çıkabilirdi genede savaş psikolojisini iyi yansıtmış hayatın ne cehennemde olduğunu, vicdanın ağır baskısını hissettirebilmiş bunu gerçekçi bir anlatımla adeta ağıta çevirebilmiş savaş filmi. o iyi bir vietnamlı iyi ve ölü... 27. A Beautiful Mind 2001 - Puan 'yalnız yaşayabilmek için, hem tanrı hem vahşi hayvan hem de filozof olmak gerekir.' diyen nietzsche’yi haklı çıkaran bir film...john forbes nash’in gerçek hayatından ilham alınarak yapılmış hikayede russel crowe, 'ikinci el bilgilerle' yetinmeyen bir dehayı canlandırıyor evreni yöneten yasalar ve matematik söz konusu olduğunda, önce var olanı seyrediyor, sonra gidip kendi teorisini kendisi ile delilik arasındaki ince çizgide geçen film, aslında yalnızlıklarla örülü bir aşk öyküsünün üzerinde yükseliyor. 26. Annie Hall 1977 - Puan woody allen in olgunluk doneminin baslangici kabul edilen 1977 yapimi hall da vudi elin kendi korkularini, rahatsizliklarini ve basrolu paylastigi ve o donem sevgilisi olan diane keaton ile yasadiklarini aktarmis, film icinde film, realite icinde realite yakalamistir. kurgusu, anlatimi, gorsel anlatimi essizdir, delice taklit replikler ise muthistir. 25. The Deer Hunter 1978 - Puan michael cimino'nun yönetmenliğini yaptığı, robert de niro, christopher walken, john savage, john cazale ve meryl streep'in başrollerinde oynadığı 1978 yapımı bir 'vietnam filmi'. efsanevi düğün sahnesi çok meşhurdur 40 dk filan. filmdeki bir başka holivut cinliği de savaşa giden amerikalı gençlerin bakınız başroldekiler kasabası rus göçmenlerini yaşadığı kasabadır. herşeye rağmen çok etkileyici bir filmdir. sonraları geyik muhabbeti lafının bu filmden sonra çıkıp çıkmadığıyla ilgili çok ateşli tartışmalara da şahit 24. Gone with the Wind 1939 - Puan defalarca izledigim , zamaninda bu kadar basarili olmasina sasirilmamasi gereken , her izledigimde ayri bir sahnesinden etkilendigim , savasi, gucu, degisimi ,guclu bir kadinin hirslari ugruna hayatta kalma mucadelesini en guzel anlatan filmlerden in 'ne kadin ama'cumlesi , sigara icisi ve kisiler hakkindaki basarili yorumlari ,kole iliskisini diyaloglar icinde en etkili bicimde anlatilmasi ve elbette scarlettnin yerde surunurken turuncu gokyuzune bagirip ' tanri sahidim olsun,bir daha asla ac kalmayacagim yalan soylesem de hirsizlik yapsam, birini de oldursem tanri sahidim olsun asla ne kendim ne ailem bir daha asla! ac kalmayacak ' diyerek tara topragini havya kaldirmasi ve'bunu simdi dusunemem yarin kalkar yarin dusunurum. simdi dusunursem cildirabilirim ' cumleleri en unutulmaz 23. The Best Years of Our Lives 1946 - Puan frederic marchin en iyi erkek oyuncu oscar'ını aldigi film wyler da big country ile birlikte ustuste iki yıl en iyi yonetmen odulunu kazanmıstır. film, savas oncesi sivil yasamda sıradan bireyler olan al,fred ve homer isimli 3 savas gazisinin eve donus gunlerini dramatize edilmis pek cok savas sonrasi filmin aksine oldukca olculu bir anlatımla yeri geldiginde guldurenhatta kahkahlara bogan,yeri geldiginde oldukca duygulandıran bir yapıya sahiptir. yine de o donemin uzun uzun bakismalari,oda icinde bos bos dolasma hastaligi film suresinin 3 saati asmasina sebep olmus de tıpkı all about eve,how green was my valley gibi gorulmesi sart olan bir hollywood klasigidir. bir de filmdeki kadın karakterlerinin konuskan,duygulu coollugunu bugunku filmlerde bile gormek cavus stephenson'ın karısı rolundeki oyuncunun oyle bir yuz ifadesi var ki filmin kadar hep bir hinlik pesinde oldugunu dusundurtuyor. 22. Rebecca 1940 - Puan bu film, daphne du maurier isimli ingiliz bayan edebiyatçinin ki sonra agatha christie gibi 'dame' ünvanini almistir ayni adli romanindan uyarlanmistir. hissiyat, tutku, gerilim gibi ögeleri güzelce birlestirmis, psikoloji alemlerine dalan basarili bir yapit olup ilk cümlesi 'last night i dreamt i went to manderley again' 20. yüzyilin en unutulmaz edebi cümleleri seçmelerinde hep yer alagelmistir. kimi yönleriyle bir jane eyre taklidi oldugu da söylenir, ama bu güzel olmasina engel degil, belki kismen kuslar'i da yine du maurier'in bir kisa hikayesinden uyarlanmistir. 21. It Happened One Night 1934 - Puan gercek bir hollywood klasigi, klasiklerin babalarindan bir film. eger casablanca kliselerin anasi ise bu film nenesidir. 1934 tarihli filmimizde clark gable devlesmek nasil olur cumle aleme gosterirken, capra screwball comedy denen tarzi yarattigini ilan ediyor depresif seyirciye nese ile dolu anlar konusu ile 70 lerin minareci videola ve inanonglu yapimciligindan cikan yapimlarina arak kaynagi olmakla beraber, benim hayatimda onemli bir yere sahip olan evcilik oyunu isimli filme de sut annelik ise su sekilde ozetlenebilir, hulusi kentmenin simarik kizi gulsen bubikoglu hayati bilmeyen, ilgi manyagi simarik bir lavuk prensestir. bir gun elin birine asik oldugunu zannederek, babasina afra tafra yapmak icun olsa gerek king isimli birisiyle evlenir. peder bu evlilige celallenir kizina suresiz ev hapsi cezasi verir. gulsen ise pasif direnisle 'yemiicim iste' diyerek aclik grevine girer. bir punduna getirip kacinca, yolda clark gable ile tanisir. clark yakisikli ama kepce kulakli bir gazetecidir. metin yazari cok zeki oldugundan hep sahane cevaplar verebilmekte, rakiplerini kisa surede ukte cehennemine yollayabilmektedir bana birini hatirlatti. neyse otobuste bayan yani kavrami olmayan amerikada yan yana seyehat etmek zorunda kalan bu uyumsuz cift kisa zamanda a kendilerini muthis bir maceranin icinde bulurlarb birbirilerini taniyip kesfederek, hayat adina hem bize hem, hem kendilerini guzel bir ders verirlerc olaylari in devreye girdigi yillarda cinselligi ustu kapali en guzel isleyebilmis bu film, buggs bunnyden han solo/leia iliskisine turlu yerlerde karsimiza muhacir yonetmen capranin amerikayi icat ettigi film olarak da bilinen bu filmde ince bir sosyal elestiri, bolca etik mesaj 20. The Bridge on the River Kwai 1957 - Puan the bridge on the river kwai; ii. dünya sawaşı sırasında geçen, eski bi sawaş filmi, daha doğrusu izlediğim en iyi sawaş karşıtı filmlerden biri diyorum... en iyi yönetmen, en iyi müzik, en iyi artiz dallarında oscar almış hattı zamanında. grup elemanları, filmde ekip 'kurtardık abi' diye coşarlarken bi telaşe olur, rağkip geliyordur, askerlerden en sevimlisi kendini feda eder, mayın döşerken öler, çok üzülürüz, neşemiz bir dönemin gençliğini fazlasıyla etkilemiş, türkiye'nin ıslık kültürünü 19. Unforgiven 1992 - Puan clint eastwood tarafından yönetilmiş, en iyi yönetmen, en iyi oyuncu, en iyi yrd. oyuncu we bir kaç oscar daha almış pek kaliteli kötü ama iyi adam, eski bi herif, gene hackman kötü şerif, morgan freeman acınası insan rollerindeyken, bir para dawası onu bunu yakalamaya niyetlenmiş, bozuk gözlü eski kafa avcısını en iyi tabut performansını verir bu filmde. clint bayağı bi sabreder ama sonunda patlar, genç arkadaş ölür ölmez bilemem, yaralandığı kesin...sinema tarihi'nin ve özellikle 90'lar sinemasının en iyilerindendir, sen bilmezsin bir western klasiğidir. clint'in oynadığı karakterin acımasız olması dikkate değerdir, direkt vurur 18. On the Waterfront 1954 - Puan elia kazan ın sendikalardaki çürümeyi konu alan 1954 yapımı filmi. kazan'ın 50 lerdeki komunist avında arkadaşlarını ispilediği için kendini aklama gereği duymuş, ve politik bir açıklama olarak bu filmi yapmıştır. filmin tek başarısız yönü de yönetmeni aklama misyonunu pek yerine getirememiş olması olsa gerek. olsundur, hollywood da filme bayılmış, oscarları dayamıştır. marlon brandoda en iyi performanslarından birini göstermiş ve 'contender speech' taksi sahnesi ile tarihe geçmiştir. 17. Amadeus 1984 - Puan mozart'ın hayatıyla ilgili spekulasyonlardan birinin ele alındığı, her dakikasinda mest olabileceginiz unutulmaz filmlerden biri...tiplerin rollerine cuk diye oturtuğu, duygusal inis cıkıslar yaratabilen on kez de seyredilebilen ender filmlerden. 16. The Apartment 1960 - Puan konusu sudur jack lemmon, evini sirketindeki evli patronlarina bir geceligine kiralayip durarak kariyer yapma sürecini hizlandiran bir cesit... yani böyle ibne gibin, pust gibin bir seydir. zira patronlar evi zamparalik icin kullanmakta, evde metresleriyle beraber takilmaktadirlar. sirketin asansörcü kizi shirley maclaine'e gizliden gizliye hastadir lemmon. lakin shirley'nin sirketin patronlarindan fred macmurray ile iliski yasadigini bilmemektedir. olaylar gelisir. yorum filan da yazmiyorum tek diyecegim cok güzel bir film oldugudur. hatta sinema dersidir. senaryo dersidir. ders gibi filmdir ama ders gibi bayik degildir. 15. The Sting 1973 - Puan 70'lerin başında çekilmiş olan bir kumpas ve soygun hikayesini konu eden, paul newman ve robert redford'un başrolleri paylaşması ile iyice neşe dolmuş bir filmdir. kumpas, izleyiciyi şaşkınlıktan maymun etme, filmin sonunda haykırarak ayağa kaldırtma filmlerinin atalarından diyelim, ince, teatral oyunculuk elbette hayal kırıklığı tamlamasını unutturacak kadar başarılı diyelim, başka ipucu vermeden rastlarsanız kaçırmayın diye de ekleyelim. zamanında pazar sabahları trt'de yayınlanırdı, 70 doğumlu kuşağın ilk defa seyrediyorum sanıp sahne sahne 'aaa ben bu filmi biliyorum' diye anımsayacağı nostaljik bir filmdir de ayrıca. severek andık. 14. Braveheart 1995 - Puan iskoçya'nın sarp dağlarında ve yeşil ovalarında geçen bir destan. toprağından uzakta, yollarda ve savaş meydanlarında büyüdüğü için aile özlemiyle vatanına dönen, ama asıl mücadelenin kendisini orada beklediğini gören william wallace'ın intikam ve özgürlük uğruna verdiği savaşın öyküsü. film gösterime girdiğinde milyonlarca seyircinin hayranlığını kazandığı gibi çeşitli eleştiriler de almıştır, evet. bu eleştiriler bir ölçüde haklı olabilir belki. ama filmin ilk karelerinde sarfedilen replik bu eleştirilere bir cevap niteliğinde özellikle hazırlanmış gibidir 'tarih, kahramanları asanlar tarafından yazılıyor.' özetle, birçok sinemasever için liste başı filmlerdendir braveheart; öyküsüyle, atmosferiyle, oyunculuklarıyla ve özellikle de james horner imzalı o müthiş soundtrack'leriyle... 13. All About Eve 1950 - Puan bette davisin margo channing rolüyle, new york film eleştirmenleri en iyi kadın oyuncu ödülünü aldığı 1950 yapımı film; ispanyol yönetmen pedro almodovarın annem hakkinda her sey ya da todo sobre mi madre o da olmazsa all about my mother adlı filminde alt-öykü olarak oynayan 12. Lawrence of Arabia 1962 - Puan bir zamanlar devletimizin din kardeslerimize karsi cephe almamizi istememesinden dolayi ulkemizde yasaklanmis olan bir david lean klasigi. bazi kisiler tarafindan son epik film olarak da nitelendirilen hattizatinda gerek muzigi, gerek enfes col manzaralari ve dahi gercek serap goruntuleri ile unutulamazlarimizin arasina girmis, diskoteklerimizde yer etmis olan zengin ekstra ozellikli, cift dvd'li nadide dvd setine sahip akillara ziyan 11. American Beauty 1999 - Puan ozguvenin, sahtekar gulucuklerin, kendini bir $ekilde paketleyen insanlarin insanlara kendini olmadigi gibi pazarlayi$inin; gercek mutlulugun, basitligin izah edildigi $ahane bir sinema $oleni.. dakika ba$ina du$en kaliteli diyalog feci ust duzeydir. luzumsuz uzatilmami$, bir saniyesi bo$a gecmeyen filmdir. iyidir. 10. Gladiator 2000 - Puan yönetmenniini efsanewi isim ridley scott'ın yabtıı başrollerinde russell crowe, joaquin phoenix we oliver reed'in oynadıı 2000 yabımı muhteşem film, abd'de 7 günde milyon $ hasılat yabtı, ben-hur'dan çok daha ii, kubrick'in sparcacus'u we braveheart'tan çok daha gerçekçi, gidin görün..... 9. The Departed 2006 - Puan jack nicholson'ı kaplan desenli bornozla görmek, leonardo di caprio'nun büyüdüğünü anlamak, mark wahlberg'inmüthiş küfürlerini dinlemek, polislerin bulundukları dünya yüzünden normal kalamadıklarının gayet güzel aktarılması, mafya babasının sevgilisini oynayan kadının iyi fakat kısa tutulmuş bir espri olması gibi artıları olan, sürükleyici bir film. 8. Casablanca 1943 - Puan 1942 yapımı martin curtiz filmi. zamanına göre yönetimi ve oyunculuğu mükemmel. o zamanın en iyi iki hollywood oyuncusu başrolde; humphrey bogart ve ingrid bergman. hikaye gerçekçi, etkileyici ve aynı zamanda klişelerin dışında, aslında hiçbir karakterin göründüğü gibi olmadığını olaylar gözünüze sokulmadan, seyrederek fark etmek çok zevkli. çok da güzel bir sonu var. karakterler, özellikle bogart'ın rick blaine'i de çoktan kült oldu. bkz anti kahraman herşeyi diyaloglarında olan bir 7. The Silence of the Lambs 1991 - Puan senelerdir milyon kere izlemiş olsamda daha milyon kez izleyebileceğim, hennibal lecterın zekasına , clarice starlingin cesaretine hayran bırakan, en sonunda insanı şaşkınlığa boğan çekilsede ilkinin tadı hep 6. One Flew Over the Cuckoo’s Nest 1975 - Puan ken kesey'in 1962'de yazdığı klasikleşmiş roman. aynı zamanda 1975'te çek yönetmen milos forman tarafından filme alındı. jack nicholson'un başrolünü oynadığı bu film en iyi erkek ve kadın oyuncu dahil birden fazla dalda oscar aldı, danny de vito ve christopher lloyd gibi genç oyuncuların kariyerlerini başlattı. hapishaneden kaçmak için bir psikiyatri kliniğine gelen, ama varolan sisteme dayanamayıp karşı çıkmasının bedelini ağır ödeyen mc murphy'i, herkesin kızılderili şefi bromden'ın dilinden anlatır. psikiyatri alemlerine yöneltilen ciddi bir eleştiridir. filmi de en az kitabı kadar güzel sayılı eserlerden biridir bana kalırsa. gülmekle ağlamak arasında gidip gelirsiniz film ve kitap boyunca, ama sonu fena koyuyor tabii. 5. Forrest Gump 1994 - Puan hollywood'un insanlığa armağanı. aklınızın almadığı manipülasyonları yapan, deli para kaldıran, kitleleri yönlendiren sektörün günah çıkarttığı filmdir propaganda yokyönlendirme yok zihnini sıfırla ve sadece insanlığını hatırla. hayatın peşinden koşma, en iyisi olmak zorunda değilsin abi, zaten hayat da böyle birşey değil, otur soluklan bankta. o tüy kaderin zaten dönüp dolaşıp seni buluyor. sakin sakin hayatını yaşa, nasıl mutlu olacaksan o hayatı seç. nasıl en zengin, nasıl en tepede olurum değil; nasıl mutlu olurum'u seç. içim daraldığında izlediğim film bu. 'daha kötüleri de varmış' filmi değil bu. 'seçimini mutluluktan yana yapmışsan, hayat daha ne kadar kötü olabilir ki?' filmi bu. 4. Schindler’s List 1993 - Puan bu film çok güzel çok büyük bir bu tabloda gizliden yapılmış yahudi propagandasını görüyor, kimisisavaş ortasında bir ticaret görüyor, kimiyse amerikan sinema sektörünün duygu sömürüsüyle para kazanmasını görüyor. ben bu tabloda insanın insana zulmetmesini gördüm. zaman değişir, isimler değişir, roller değişir, ama zulüm değişmez. bu zulme kayıtsız kalmak da en az ona katılmak kadar suçtur. ben bu tabloda propaganda görmedim, çünkü kanım öylesinde donmuştu ki, siyasi boyutu çok komik kalıyordu. savaşlar insan doğasının bir gerçeği, tarih boyunca savaşlar oldu ve olmaya da devam edecek. ama ne olursa olsun, insanın asla yapmaması gereken şeyler var, öyle şeyler ki gözlerinde insanlık ve hayvanlık dışı başka bir şey görebileceğiniz hareketler var. hayat zor, hayat adaletsiz, ama herkes kendinden sorumlu, bir şekilde yaşamaya çalışıyor, yeri geliyor savaşlar çıkıyor, bazen yaşamak için öldürüyor insanoğlu, bazen politika için öldürüyor. bu bir gerçek, olmasını istemesek de. filmde bir askerin askeri öldürmesi yoktu hiç, ölenler kadınlar, çocuklar, yaşlılar... ben ne yahudi gördüm, ne de alman gördüm bu tabloda, sadece acı çeken insanlarla, hissizleşmiş hatta adeta zombileşmiş acıtan insanlar gördüm. 3-5 deli yüzünden insanlıktan çıkanları gördüm. bu tablo kimlikleri değil, zulmedenleri eleştiriyor, buna karşı durmak için en ufak bir çaba gösterenleri anlatıyor. bu tablo 'ben ne yapabilirim?' sorusunu kendinize sormanızı söylüyor. ben bu tabloya baktığım zaman ırkı, dini, dili ne olursa olsun; hangi çağda olunursa olsun zalimliğin tiksinçliğini ve aciziğini görüyorum. benim baktığım bu tabloda almanlar ve yahudiler yok; israil'in filistin'e yaptığı, amerikalılarınkızılderililere yaptığı, sırpların boşnaklara yaptığı, ıraklısı türkü afganı vietnamlısı kürdü ingilizi ermenisi hintlisiyunanlısı değil, insanın insana yaptığı eziyet var. her insan kendinden sorumludur, her tek bir insan. senin milli politikan bilmemne, elinde de güç var diye, herşey yapılamaz, yaptığın takdirde suç ırkının değil senindir diyor tabloda. bu tabloda aynı ırktan iki insandan birinin insanlık suçu işlerken, diğerinin varıyla yoğuyla bu suça mücadelesini anlatılıyor. son olarak, bence çok alakalı her kim ki bir zalimse, eski bir mazlumdur eline yetki verilmiş; her kim ki bir mazlumsa, eski bir zalimdir yetkileri alınmış. 3. The Lord of the Rings The Return of the King 2003 - Puan silmarillion çekilene kadar en iyisi bu. daha iyisi olamaz. hobbit'in 2 veya 3'ünden çok çok az da olsa ümidim var. beş ordular muharebesi hangisinde olacaksa o filmden yani. kitapta savaş çok detaylı anlatılmıyordu diye hatırlıyorum ama lotr'da bile bu kadar çok türün olduğu bir savaş yok heralde. cüceler, elfler, kartallar, goblinler, beorn falan. cüceleri ordu olarak göreceğiz bir de. gerçi lotr'ı her gördüğümde fark ettiğim bir şey var teknolojinin gelişmesi belki savaşa etki edecek ama hakikaten o havayı kaybetmiş. lotr'daki havaya bak hobbit'teki havaya bak. tam anlatayamacağım, anlayan anlar. paranteze de amma şey yazdık. 2. The Godfather Part II 1974 - Puan sinema bir sanat midir sorunsalina verilecek en guzel cevaplardan 3 oscarla yetinirken part 2 6 oscar almi$tir. best picture'i alan bildigim kadariyla tek devam filmidir. inceleyelim birazcikhyman roth rolundeki lee strasberg gercek hayatta al pacino, robert de niro gibi buyuk aktorleri yetistiren bir oyunculuk okulunun kurucusudur. kendileri yonetmen coppola'nin pederi carmine coppola tarafindan filmde oynamasi icin ikna ilk kez san diego'da seyirciyle bulusmus olup izleyicilerin kafasini 20 civarinda olan flashbackten oturu allak bullak etmis, bunun uzerine coppola filmin kurgusunu tekrar elden gecirip bu sayiyi 7'ye indirmistir. bu arada bircok sahneyi de filmden cikarmak zorunda kalmistir. cikartilan sahneler trilogynin dvd versiyonuna eklenmis olup 'ulan bunlar nasil cikartilir!!' dedirtecek kadar filmle ic ice ve mukemmeldir. bunlarin icinde hyman roth'un ismini alis oykusunden, vito'nun sicilya'dan oteki tarafa gonderdigi diger sahsiyetlere kadar her bir guzellik vardir. tabii michael corleone'nin apollonia'nin katili fabrizio'dan aldigi intikam 1. The Godfather 1972 - Puan the godfather'ın hayatımdaki yeri ben daha seyretmeden önce, hatta ben daha doğmadan önce 1973'te, annem bana hamileyken teyzem ve babamla birlikte şan sinemasına gitmiş bu filmi seyretmek için. gayet sakin bir kış gecesiymiş. filmden çıktıklarında ise lapa lapa kar yağıyor ve tüm balıkesir karlar altında bembeyaz bir görüntü sergiliyormuş. onlar da kar tanelerinin altında eve kadar şaşkınlık ve neşe içinde yürümüşler. işte o gün bugündür ben daha küçük bir çocukken bile ne zaman kar yağsa ya da ne zaman the godfather'ın müziğine bir yerde kulak misafiri olsak ya da ne zaman the godfather filmi ile ilgili bir muhabbet geçse, annem bu hikayeyi baştan sona tüm detayları ile anlatmaya başlar ve ben de ilk defa dinliyormuş gibi pür dikkat godfather'ı ilk seyrettiğimde trt henüz siyah-beyazdı. çocuktum, ufacıktım, doğal olarak filmden hiç bir şey anlamamıştım ve sadece başındaki düğün sahnesi ile kafamda yer sonra - şimdiki aklımla - seyrettim bu sinema klasiğini. casting, senaryo, planlar, mekanlar ve müziğin bir filmin içindeki kusursuz uyumuymuş meğerse 'baba'. vito ve michael'ın bahçede yaptıkları o müthiş diyalogmuş the godfather logosundaki kukla iplerinin sırrı. düğünde şarkı söyleyen kepçe kulaklı, zeytinyağ sesli johnny'i beyaz perdede seyreden frank sinatra'nın neler hissettiğini düşündürüp beni gülümseten filmmiş ve hatta diane keaton'ınjulianne moore'a ne kadar benzediğine hayret ettiren ve julianne moore'un da yaşlanınca filmlerde takım elbise ve kravatla boy göstermemesi için dua ettiren filmmiş ayrıca. sicilya'da kısacık bir aşk hikayesiymiş, bir kontak anahtarı ile son bulmuş ve de ilk ben değilmişim portakal kabuğunu ağzıma sokup canavar dişleri yapan. son sahnede 'don carleone' repliğini takiben kapının kapanması ve kay'in yüzündeki o donuk bakışla beni oturduğum yerde mıhlayan filmmiş meğerse ve nihayet 'ben neden bunca sene bu filmden uzak kalmışım?' diye sordurmuş bana. oysa ki her şey balıkesir'de, sakin bir kış gecesi yağan karla başlamış; ben daha doğmadan önce...
Haberler > En İyi Özgün Senaryo Dalında Oscar Almış 30 İzlenilesi Film - 1559 - 1143 Sinema üstatlarının ellerinden çıkmış bu filmleri izlerken hem keyifli saatler geçirecek hem de senaryoların özgünlüğünden ötürü bakış açılarınızda olumlu değişimler yaşayacaksınız. Bir nevi win - win durumu Sıralama IMDb puanına göre yapılmıştır. 30. Ghost Hayalet, 1990 Sam ve Molly birbirlerine delicesine aşık bir çift. Yeni bir apartmana taşınan çift, yolda serseriler tarafından saldırıya uğruyor ve Sam kavga sırasında öldürülüyor. Ancak Sam bir hayalet olarak yaşamayı sürdürüyor ve sevgilisini tehlikelerden uzak tutmak ve kendi ölümünü planlayanları bulmak için işin inceliklerini öğrenmeye başlıyor. Bu arada insanlarla bir falcı aracılığıyla iletişim kurmayı başaran Sam, adım adım 'öteki dünyaya' ilerlerken Molly'e daha çok aşık olmaktan kendisini 29. Shakespare in Love Aşık Shakespare, 1998 16. yüzyıl İngiltere'sinde geçen bu romantik komedi filminde genç Shakespeare'in aşk hayatı anlatılıyor. Shakespeare'in Josep Fiennes aşk hayatı son dönemde, hiç de iyi gitmemektedir. Yeni oyunu 'Romeo and Ethel the Pirate's Daughter' konusunda ise henüz bir şeyler ortaya çıkaramamıştır. Shakespeare'in hayranlarından zengin ve güzel Viola de Lesseps Gwyneth Paltrow duygusuz bir adam görünümündeki Lord Wessex ile evlenmek üzeredir. hayalinde oyuncu olmak da yatan Viola ile, Shakespeare ikilisi, tanışmalarının ardından yeni bir aşka yelken 28. Thelma and Louise Thelma ve Louise, 1991 Birlikte haftasonu kısa bir kaçamak yapmak isteyen Thelma ve Louise yola çıkarlar. Her şey yolunda gitmektedir, ama mola verdikleri bir barda meydana gelen bir olay tüm planlarını değiştirmelerine rol açar. Artık peşlerinde bir dedektif vardır. Ayrıca yolda Thelma'nın kendini yakın hissettiği adlı bir otostopçuyla ve Louise'in geçmişte birlikte olduğu Jimmy karşılarına 27. The Piano Piyano, 1993 ortalarında Ada, Flora isimli bir kızı olan dilsiz bir annedir. Küçük kızı ile birlikte ülkesinden ayrılırken yanına gönülden bağlı olduğu piyanosunu da alan Ada için, Yeni Zelanda’nın ormanları içerisinde yeni kocası Steward ile başlayacağı yeni hayat, hiç de hayal ettiği gibi olmayacaktır. İlk olarak kocası, çok sevdiği piyanosunu Ada’nın haberi olmadan satacaktır. Piyanoyu alan komşusu, piyanoyu Ada’ya ancak Ada’nın ona piyano dersi vermesi şartıyla geri vereceğini söyler. Bu şekilde başlayan ilişkileri daha sonra farklı bir boyutta devam 26. Witness Tanık, 1985 Pennsylvania'da azınlık bir grup olan Amish'lerden olan bir kadın ve oğlu, kimliği gizli bir narkotik polisinin ölümü olayına karışırlar. Onları koruma görevi ise Philedelphia'lı dedektif John Book'a düşer. Harrison Ford Book kendini bir anda şiddetten uzak Pennsylvania'da tutucu ortadoks topluluğunun içinde bulur. Aksiyon dolu bir ölüm kalım savaşının gölgesinde yaşanan bir yasak aşkla olaylar sona doğru 25. The Hurt Locker Ölümcül Tuzak, 2008 Herkesin potansiyel düşman ve her objenin de ölümcül bomba olduğu Irak'ta, elit askerler dünyanın en zor görevlerinden birinde yer alır. Sıcak savaşın ortasında bombaları imha etmekle yükümlüdürler. Takım lideri William James, hem bu yaygın bombalardan hem de psikolojik ve duygusal etkilenmelerle uğraşmaktadır. James'in iki askeri kendini cürretkarca savaşın ortasına atar. James ise ölümü aldırmadığı için askerlerine yardıma gider. Yeni vahşi liderini korumaya çabalayan adamlar, şehri kaosa 24. Midnight in Paris Paris’te Gece Yarısı, 2011 Sonbaharda evlenecek olan Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez, Inez'in babasının iş gereği Paris'e gelmesini fırsat bilip, küçük bir tatil için bu gözde Avrupa şehrinin yolunu tutarlar. Başta her şey eğlence dolu bir Avrupa kentini gezmekten ibaretken, özellikle damat adayın Gil'in Paris caddelerinde gece yarısı yaşadığı gerçek üstü maceralar sadece onun değil tüm ailenin hayatını değiştirecektir... Zira bu genç adam, Paris’e büyük bir aşk beslemeye başlar ve edebiyatçı kimliği ve tutkusu 23. Crash Çarpışma, 2004 Los Angeles şehrinde birbirinden haberdar olmadan yaşayan sıradan basit insanların sadece otuz altı saatte birbirleri ile tanıştıklarını anlatıyor film...Buinsanların nasıl bir araya gelirken neler yaptıklarını nasıl yaşadıklarından bir kesit sunuyor bize...Yönetmen Paul Haggis bu filmde insanların kötü iken aynı zamanda iyi olduğunu anlatıyor...Irk kargaşası , insanların birbirine bakış açısı ve iyi olan kavramı ele alan film aynı zamanda en iyi film Oscar'ını kazanarak ne kadar kaliteli olduğunu 22. Little Miss Sushine Küçük Gün Işışğım, 2006 Hoover ailesinin her bireyi denemekten yılmayan sıcak insanlardır. Bir Volswagen minibüse doluşup ailelerinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için California’ya doğru yola çıkarlar. Bu üç günlük trajik komik yolculuk sürprizlerle ve aile fertlerin hayal bile edemeyeceği bir sonla tamamlanacaktır. Küçük Gün Işığım bilinen kalıpları kıran bir Amerikan yol 21. Birdman, 2014 Bir zamanlar ikonik bir süper kahramanı canlandıran Raymon Carver Keaton zamanla popülerliğini yitirir. Bununla birlikte egosuyla savaşmaya başlayan Carver, ailesini, kariyerini ve kendisini yeniden iyileştirmesi 20. Rain Man Yağmur Adam, 1988 Serseri Charlie, yıllardır uzak kaldığı babasının ölümü üzerine 3 milyon dolarlık mirastan yararlanacağını düşünerek hayaller kurar. Oysa kendisine sadece 1949 model bir Buick bırakan babası, servetin tamamını Charlie’nin daha önce varlığından haberdar olmadığı ağabeyi Raymond’a bırakmıştır. Önemli bir ayrıntı ise, Raymond’un bakıma muhtaç, otistik bir dahi olmasıdır! Maddiyatçı Charlie mirasın en azından bir kısmından vazgeçmek niyetinde değildir. Bunun için Raymond’u kaldığı klinikten kaçırıp ülke çapında bir seyahate çıkarır. Yol boyunca ağabeyinin yaşamı zorlaştıran alışkanlıklarıyla çileden çıksa da otistik adamın matematik ve hafızalama konusundaki insanüstü yeteneği karşısında bol bol hayrete 19. Dead Poets Society Ölü Ozanlar Derneği, 1989 1950’lerin Welton Akademisi ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan ancak geri kafalılığın iktidarda olduğu bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir yer haline getirmektedir. Fakat yeni İngilizce öğretmeni John Keating’in okula atanmasıyla çok şey 18. Her Aşk, 2013 Theodore, karısından boşandıktan sonra bir apartman dairesinde tek başına yaşamaya başlar ve bir gün karşılaştığı bir teknoloji reklamıyla birlikte hayatı değişir. Kusursuz bir yapay zeka programı sunan yeni bir işletim sistemi, onu son derece çekici bir kadın olan Samantha ile tanıştırır. Sanal bir varlık olan ve sadece bir sesten ibaret olan Samantha, Theodore'u dünya ve hayat üzerine sorduğu sorularla birlikte bambaşka bir gerçeklikle tanıştırır. Ağır bir depresyonun içerisinde olan Theodore, yavaş yavaş hayatın keyifli yanlarını fark etmeye başlarken yapay zeka programıyla arasındaki ilişki de gitgide 17. Dog Day Afternoon Köpeklerin Günü, 1975 Birinci sınıf dolandırıcı Sonny ve arkadaşı Sal, Brooklyn Bankası’nı soymaya karar verirler. Bankada yaşanan küçük aksiliklerle sinirleri gerilen ikili, bankada tüm kasaların boş olmasıyla şoka girerler. Bu esnada bankanın çevresini donatan polisler karşısında ne yapacaklarını şaşıran ikili, biraz şaşkınlıktan biraz da mecburiyetten içerideki insanları rehin almak zorunda kalırlar. Sonrasında gelişen onlarca sürpriz olay karşısında tamamen tepkisiz kalan ikili kendilerini kısa zaman içerisinde hem suçlu hem de kahraman olarak görme şansına erişirler. IMDb 16. Network Şebeke, 1976 Tecrübeli sunucu Howard Beale işten atılınca, canlı yayın sırasında şiddetli bir sinir krizi geçirir. Fakat yerlerde sürünen ratingleri onun bu sinirli atıptutmalarından sonra tavan yapar ve haber kanalı onu anında tekrar işe alır ve 'haber dalgasının çılgın peygamberi' terimini yaratır. Fakat 'peygamberin' ratingleri azalmaya başlayınca Beale hakkında bir şey yapmanın zamanı gelir. Tabii ki bunun kamera önünde, canlı ve stüdyo konuklarının önünde olması ilk 15. Annie Hall, 1977 New York'lu komedyen yazar Alvy Singer Woody Allen aşkın peşinden gitmek istese de, yaşadığı entellektüel ortamda aradığını bulabileceği konusunda oldukça umutsuzdur. En az kendisi kadar nörotik olan şarkıcı Annie Hall Diane Keaton ile tanışması ise önyargılarını sona erdirir. Yoğun olduğu kadar farklı olan bir ilişki yaşamaya başlarlar. Annie Hall'u etkileyici kılan, aşk üzerine öncekilerden farklı şeyler söylemeye çalışması. Komedi ve romantizm karışımı film, 70ler de gezinmek isteyenler ya da klişe aşk tasvirlerinden sıkılmışlar için iyi bir 14. Fargo, 1996 Jerry Lundegaard borçları olan bir sahtekârdır. İhtiyaç duyduğu meblağda parayı acilen edinmeli ve borçlarını temizlemelidir. Karısının babası oldukça zengin bir adamdır; ancak gamsız bir sahtekar olan Jerry’ye yardım etmesi imkansız gibi görünmektedir. Jerry’nin aklına şeytani bir fikir gelir. Jerry, karısını kaçırmak ve kayınpederinden fidye istemek üzere iki adam kiralar. Lakin hiçbir şey planlandığı gibi 13. Gandhi, 1982 20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan’da geçen film,bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı “Pasif Direniş”i örgütleyen Mahatma Gandhi’nin hayatından bir kesit iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen Gandhi, 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden “en iyi film” ve “en iyi özgün senaryo” dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley’nin ise “en iyi erkek oyuncu” dalında heykelciğe uzanmasıysa pek zor olmadı. Cenaze sahnesinde yaklaşık kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir 12. The King’s Speech Zoraki Kral, 2010 İngiliz Kraliyet ailesinden VI. George'un kekemeliğini yenmesi üzerine kurulu bir dönem filmi. Sağlam oyuncu kadrosunun sürüklediği filmin öyküsü, babası V. George'un ölümünün ardından, Frederick Arthur George'un ağabeyi Edward'ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtı Albert Frederick Arthur George'a devretmesiyle başlıyor. Fakat tahta oturan yeni kralın önemli bir engeli vardır. Halka hitabet etmekte sorunlar yaşayan kral çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliğini yenmek zorundadır. Yeni kralın bu sorununu yenmesi ve onu kraliyet makamına hazırlamak için Avustralyalı konuşma terapisti Lionel Logue devreye 11. On the Waterfront Rıhtımlar Üzerinde, 1954 Terry Mallon zor şartlarda liman işçisi olarak çalışan eski bir başarılı kariyerinden liman işçiliğine kadar düşen adam bir nevi bunalımdadır. Çalıştığı limanın ve civar limanların patronu Johnny Friendly görünürde liman işletmeciliği yapsa da kimi illegal işlere karışmaktadır. Bunlardan biri Terry’nin başını derde sokacaktır. Çocukluk arkadaşının Friendly’nin emriyle öldürülmesine tanık olan Terry, hiçbir suçu olmamasına rağmen suçlu konumuna düşmüştür. Friendly için çalışan ağabeyi de ona sırt çevirince liman işçilerini bir araya getirip büyük bir ayaklanma başlatacaktır. IMDb 10. ChinaTown Çin Mahallesi, 1974 Eski polis Jake Gittes özel dedektif olarak çalışmaktadır. Los Angeles'ın suidaresinden sorumlu Hollis I. Mulwray'i takip etmek için eşi Evelyn tarafından kiralanır. Evelyn eşinin kendisini aldattığını düşünmektedir. Takibe başlayan Jake gerçekten de Hollis'in başka bir kadınla beraber olduğunu görecektir. Ancak olaylar beklediği gibi gelişmez. Hollis gizemli bir şekilde öldürülür. Jake olayın peşini bırakmaya yeltense de, bir karabasının içine düşmüştür. Olaylar onun yakasını bırakmayacak, Evelyn sandığı kadının Hollis'in gerçek eşi olmadığını anlayacak ve her şey daha da 9. Good Will Hunting Can Dostum, 1997 Will, bir üniversitede hademelik yapan süper zeki bir gençtir. Will, bir türlü sokak kavgalarından kendini alıkoyamaz ve başı derde girer. Hapise düşmek üzere olan Will'i bu durumdan kurtarabilecek tek kişi onun yeteneklerini farkeden, okulun profesörlerinden Sean McGuire'dır. Aralarında bir anlaşma yaparlar ve bu zamanla çok özel bir dostluğa doğru yol alırlar..IMDb 8. The Apartment Garsoniyer, 1960 Bekar evini iş arkadaşlarına ve patronlarına garsoniyer olarak kullandırtan bir sigortacının hikâyesinin anlatıldığı filmde, arka planda da büyük şirketlerin çalışanlarını nasıl sömürdükleri ve yükselme hırsının insanları nasıl ahlaksızlaştırıp yozlaştırdığı 7. The Sting Belalılar, 1973 Konusu 1936 yılında ABD'de geçen filmde bir üçkâğıtçının ortağını öldüren kumar tutkunu bir gansterden intikam almak için başka bir üçkâğıtçı ile güç birliği yaparak ona zekice bir tuzak hazırlamaları anlatılmaktadır. IMDb 6. American Beauty Amerikan Güzeli, 1999 Lester Burnham Kevin Spacey bir magazin dergisinde çalışmaktadır. Kentin lüks banliyölerinden birinde karısı ve kızıyla yaşayan Lester orta yaş bunalımının eşiğine kadar gelmiştir. Emlakcılık yapan karısı Carolyn Annette Bening ona karşı ilgisiz ve soğuk davranır. Lise öğrencisi olan kızı Jane de Thora Birch onu küçük görmekte, saygısız davranışlarını günden güne arttırmaktadır. Bütün bunların üstüne bir de gazetedeki patronunun onu geri zekalı yerine koymasıyla kabusu daha da 5. Eternal Sunshine of the Spotless Mind Sil Baştan, 2004 Joel Barish Jim Carrey'in eski sevgilisi Clementine Kate Winslet yaşadıkları iki yıllık ilişkiye dair tüm anılarını gizemli tıbbi bir müdahale ile kafasından sildirir. Bunu öğrenen Joel çok üzülür ve aynı prosedürü kendi üzerinde uygulatmaya karar verir. Bütün anılarını sildirmek için derin uykuya yattığında, gözlerinin önünden Clementine ile yaşadığı günler geçer. Joel aslında Clementine'i unutmak istemediğini anlar ve müdahaleyi durdurmak için 4. Sunset Boulevard Sunset Bulvarı, 1950 Film genç senarist Joe Gillis'in bir havuzda kanlar içinde yüzüstü yatarkengörüntüsü eşliğinde, anlatıcı Joe'nun bizi altı ay öncesine götürmesiyle açılır. Yazdığı senaryoları satamadığı ve kimseden ödünç para bulamadığı için maddi durumu kötüleşen Joe'nun başı eski borçlarıyla derttedir. Arabasını borçlarına karşılık geri almak isteyen alacaklılarından kaçarken Sunset Bulvarı'ndaki bir eve sığınır. Evin sahibi sessiz filmler zamanının ünlü aktrislerinden Norma Desmond'dır. Eski ününü hemen geri kazanabileceğini sanan Norma, kendi yazdığı bir senaryoyla sinema dünyasına geri dönmeye hazırlanmaktadır. Joe kendisine senaryo yazımı konusunda yardım edebileceğini söyleyince Norma onun evde yaşamasına izin verir, ve bir süre sonra ona aşık 3. Django Unchained Zincirsiz, 2012 Amerikan İç Savaşı'ndan iki yıl önce başlayan hikaye geçmişinde eziyet çekmiş bir köle ile Alman avcı Dr. King Schultz'un yüzleşmesini merkezine alıyor. Brittle kardeşlerin cinayetiyle suçlanan Schultz'u özgürlüğüne kavuşturmak Django'ya bağlıdır. Zira Schultz özgürlüğüne karşılık, Django'dan zorlu bir görev ister. Görevi başarıyla tamamlayan ve özgürlüğüne kavuşan Django gene de Schultz'un yanından ayrılmaz; üstün avcılık yetenekleriyle şimdi ki hedefi Broomhilda'yı bulmak ve köle tüccarlarının elinden 2. The Usual Suspects Olağan Şüpheliler, 1995 Beşi de birbirinden yetenekli ve kendi alanlarında uzman sabıkalı, basit bir kaçırma olayından sonra gözaltına alındıklarında hiçbiri olaya bir anlam veremeden boş gözlerle birbirlerine bakmaktadır. Hikayeyi araştıran ajan David Kujan Kaliforniya San Pedro Limanı'nda 27 kişinin ölümü ile sonuçlanan gizemli patlama ile bu beş kişinin bağlantısı olduğunu varsaymaktadır. Elinde kalan tek canlı tanık Verbal Kint hikayeyi baştan sona soğukkanlılıkla kendisine aktarmaktadır fakat tüm soru işaretleri bir kişinin üzerinde yoğunlaşır 'Keizer Soze'.IMDb 1. Pulp Fiction Ucuz Roman, 1994 Ringo Tim Roth ve Yolanda Amanda Plummer birbirlerini çok seven bir soyguncu çifttir ve soygun işine heyecan katmak için farklı bir plan Samuel L. Jackson ve Vincent John Travolta iki gangsterdir ve patronları Marsellus Wallace'ı Ving Rhames dolandırmaya çalışan birkaç serseriyi vurmaya Marsellus ise boksör Butch'a Bruce Willis şike teklif edip bol miktarda para kaldırmayı,cesur ve gururlu Butch ise şike parasını alıp Marsellus'u dolandırmayı planlar. Ayrıca Vincent patronunun karısı Mia ile Uma Thurman patronunun ricası üzerine bir gece vakit geçirecektir. Ancak tüm bu karakterlerin işleri ters gider ve kaderin bir oyunu sonucu çok ilginç şekilde
Haberler > Ödül Almayan Filmleri İzlemem Diyenler İçin 'Oscar'a Kafa Atmış Birbirinden Başarılı 48 Film - 0955 - 1036 1. Dallas Buyers Club Sınırsızlar Çetesi - 2014 IMDb uyuşturucu bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof'un hayatından esinleniyor. Ron Woodroof'a 1986 yılında AIDS yüzünden 30 günlük ömür biçilir. Teşhis sonrası FDA kurumundan yasal onaylı olarak kullanabileceği tek ilaç olan AZT'yi almaya başlayan Ron hızla ölümün eşiğine doğru sürüklendiğini fark eder. Çareyi ABD'de yasal olmayan ama dünyanın dört bir yanında bulunan, doğal ilaçlara başvurmakta bulur. Kendisiyle ilgilenen doktorlardan biri olan arkadaşı Eve Saks'ın da yardımıyla Ron farkında olmadan çevresindeki hastalar içinde bir iletişim ve satış ağı kurmuş olur. 'Dallas Buyers Club' olarak bilinen bu oluşum FDA'nın tedavisi yerine alternatif tıbbı tercih edenlerin çaresi olur ve dahası hastalar üzerinde onaylı AZT'den daha çok işe yarar. Fakat durum çok geçmeden fark edilir ve ilaç firmaları ve FDA Ron'a karşı büyük bir savaş açar. Film 30 günlük ömrü kaldı dendikten sonra kendi doğal yöntemleriyle 2191 gün daha yaşamayı balşaran Ron Woodroof'un kişisel mücadelesine odaklanıyor. 2. If Beale Street Could Talk Sokağın Dili Olsa - 2018 IMDb yaşındaki Tish ve 22 yaşındaki Fonny birbirlerine çok aşık olan genç bir çifttir. Bu tutkulu aşk ikiliyi zorlu ailelerinden ve dış dünyanın acımasız yüzünden korumaktadır. İkili nişanlanır ve kısa süre sonra Tish hamile kalır. Çiftin önünde ailelerini planlamak ve huzurlu yıllar geçirmek için güzel bir fırsat vardır. Ancak günün birinde dünyaları tepetaklak olur. Fonny haksız yere Porto Rikolu kadın olan Victoria Rogers'a tecavüz etmekle suçlanmıştır. Şimdi Tish, ailesi ve avukatı, Tish'in karnındaki bebek doğmadan önce Fonny'i serbest bıraktıracak kanıtı bulmak için zamana karşı yarışmak zorundadır. 3. Michael Clayton Avukat - 2007 IMDb işin piri olmak ve o alanda tanınmakla gelen büyük sorumluluklar her zaman dışarıdan görüldüğünden daha zordur. Micheal Clayton, New York’ta son derece büyük bir şirket hukuku firmasında sorun çözücü görevini üstlenmektedir. Yaptığı işe de firmasına da bağlılığının altında hem kumar zevki hem de sonu iyi gitmeyen bir önceki iş kurma planından kalan borçlar yatmaktadır. Kendisine verilen son görev, öngörülemeyen bir felaketi yoluna koymaktır ve bu görev esnasında kendinden iyice uzaklaşarak içindeki bir başka adamla yüzleşecektir. Film George Clooney’in etkili karakter oyunculuğu ile de dikkat çekiyor. 4. 12 Years a Slave 12 Yıllık Esaret - 2013 IMDb Yıllık Esaret, özgürlüğünü geri kazanmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. 1841'de New York'ta yaşayan Solomon Northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. Ailesiyle birlikte yaşayan Solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. Fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için Washington'a gider. İnandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp Güney'de bir çiftlikte köle olarak çalışması için satarlar. Özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. Bu cehennemde Solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan bir grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. Sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur...İngiliz sinemacı Steve McQueen'in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender'ın yanı sıra Brad Pitt, Benedict Cumberbatch, Paul Giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor. 5. Bohemian Rhapsody - 2018 IMDb Rhapsody, Queen grubuna, müziklerine, klişelere meydan okuyan ve kuralları yıkarak dünyanın en sevilen sanatçılarından biri haline gelen ikonik solistlerine bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Film, simgeleşmiş şarkıları ve devrimci sesiyle grubun meteorik yükselişine, Mercury'nin yaşam tarzının kontrolden çıkması ile çıkan iç çatışmaya ve yaşamını tehdit eden hastalığına rağmen Mercury'nin rock müzik tarihinin en büyük performanslarından birinde gruba liderlik ettiği Live Aid konserinin arifesinde muzaffer birleşme sürecine yayılıyor. Bu süreçte de, her zaman bir aile gibi olan ve günümüzde dışlanmışlara, hayalperestlere ve müzikseverlere ilham vermeye devam eden bir grubun mirasını süslüyor. 6. The Blind Side Kortneys Nokta - 2009 IMDb ve aşırı derecede iri bir genç olan Michael Oher bir kolej futbol takımına girince, kendi ve çevresindekilerin hayatı tümden değiştir. Michael Lewis’in The Blind Side Evolution of a Game adlı romanından uyarlanan film vizyona girdiği ilk hafta Box Office US’te ikinci sırada yerini aldı. 7. Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri - 2017 IMDb Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri, kızının cinayetini aydınlatmak isteyen bir anneyi temel alıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçtikten sonra, Mildred Hayes cesur bir hamle yapar. Kentin saygıdeğer polis şefi William Willoughby'ye yöneltilen tartışmalı bir mesajla kentin ücra bir yolunda üç adet billboard kiralar. Şiddet eğilimli, çocuksu bir annenin çocuğu olan, şefin sağ kolu Dixon'ın adı olaya karıştığında, acılı anne ile güvenlik güçleri arasındaki savaş daha da şiddetlenecektir... 8. The Hours Saatler - 2002 IMDb 1923...Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir...Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatan film 9 dalda Oscar'a aday gösterilmiş, bunlardan birini kazanmıştı. 9. The Theory of Everything Her Şeyin Teorisi - 2014 IMDb modern bilim ve teknoloji tarihini değiştiren İngiliz fizikçi ve teorisyen Stephen Hawking'in hayatını ve karısı Jane Hawking ile olan ilişkisini, üniversite döneminden itibaren ele alıyor. Stephen Hawking Cambridge Üniversitesi'nin dehasıyla dikkat çeken bir öğrencisiyken 1965 ve 1991 yılları arasında evli kalacağı Jane Wilde ile tanışır. İkisinin mutlu birlikteliği, Hawking'e henüz 21 yaşındayken teşhisi konulan hastalıkla başka bir boyut kazanır. Tüm olasılıklara meydan okuyan çift evlenip çocuk sahibi olurlar. Yıllar Hawking'in hastalığını daha da şiddetlendirir ve sonunda ilişkilerinin sınırlarını zorlayan bir noktaya sürükler. Filmin yönetmen koltuğunda 'Man on Wire', 'Project Nim' ve 'Shadow Dancer' filmlerinin Oscar ödüllü yönetmeni James Marsh bulunurken başrolleri Eddie Redmayne, Felicity Jones ve Emily Watson paylaşıyor. 10. Marriage Story Evlilik Hikayesi - 2019 IMDb Story, evli bir çiftin New York'tan Los Angeles'a kadar uzanan boşanma hikayesini konu ediyor. Bir yönetmen olan Charlie ve oyuncu olan eşi Nicole, evliliklerinde sona gelen bir çifttir. Boşanmaya karar veren çift, bu süreci kolayca sona erdirmeyi düşünse de işler pek de düşündükleri gibi gitmez. Çocuklarının velayeti işin içine girince, süreç beklediklerinden daha karmaşık bir hal alır. Çiftin bu sırada hayalarına farklı şehirlerde yön vermeye çalışması, işlerin iyice kızışmasına neden olur. Carlie projelerini sürdürmek için New York'ta kalmak isterken, Nicole ise kadrosuna katıldığı televizyon dizisi için Los Angeles'ta yaşamayı planlar. Uzun zaman boyunca içlerinde gömülü kalmış kızgınlıklar da bu giderek agresifleşen boşanma sürecinde ortaya çıkmaya başlar. 11. Judy - 2019 IMDb ünlü oyuncu ve şarkıcı olan Judy Garland'ın hayatına odaklanıyor. 1968 kışında, Judy Garland'ın 'Oz Büyücüsü'ndeki ikonik Dorothy rolünü oynamasının üzerinden 30 yıl geçmiştir. Talk of the Town performansları için çalkantılı Londra'ya gelen Garland, arkadaşlarıyla ve hayranlarıyla yeniden bir araya gelmenin coşkusunu yaşarken, bir yandan da gece kulübünün yönetimiyle çatışmaktadır. İleride 5. kocası olacak Mickey Deans'in hayatına girişiyle birlikte, Garland için her şey daha parlak görünmeye başlar. Ancak 47 yaşının 45 yılında çalıştıktan sonra, çok yorgun ve hassas bir hale gelir. Hollywood'a feda edilen çocukluğunun anıları ve çocuklarının yanına, eve dönme isteği Garland'ın zihnine gölge düşürür. 12. The Iron Lady Demir Leydi - 2011 IMDb Nisan 1982'de Arjantin'in Falkland ve Güney Georgia Adalarını işgal etmesi ile başlayan ve altı hafta süren Falkland Savaşı'nda yaşanan krizi odak noktasına alan film, o dönem İngiltere'nin başında olan Margaret Thatcher'ı ve yaşananları beyazperdeye taşıyor. Güç ve güç için ödenen bedellerin konu alındığı hikâye benzersiz ve evrensel olarak nitelendiriliyor. 20. yüzyılın en etkili ve ünlü kadınlarından Thatcher, erkek egemen bir dünyada, sınıf ve cinsiyet engellerini çökerten bir kadın olarak bilinmesinin yanı sıra, aldığı sosyal ve politik kararlar yüzünden hayli sert eleştirilere maruz kalmıştı... Meryl Streep'i Demir Lady olarak izleyeceğimiz film tarihin en çetrefilli döneminde yaşanan güç ve iktidar savaşının benzersiz bir panoramasını beyazperdeye taşıyor... 13. The King's Speech Zoraki Kral - 2010 IMDb ödüllerinde 12 dalda aday olan ve En İyi Film, En İyi Yönetmen dalları başta olmak üzere 4 ödül kazanan 'Zoraki Kral The King's Speech', İngiliz Kraliyet ailesinden VI. George'un kekemeliğini yenmesi üzerine kurulu bir dönem filmi. Sağlam oyuncu kadrosunun sürüklediği filmin öyküsü, babası V. George'un ölümünün ardından, Frederick Arthur George'un ağabeyi Edward'ın Amerikalı Wallis Simpson ile evlenmek için tahtı Albert Frederick Arthur George'a devretmesiyle başlıyor. Fakat tahta oturan yeni kralın önemli bir engeli vardır. Halka hitabet etmekte sorunlar yaşayan kral çocukluğundan beri başına dert olan kekemeliğini yenmek zorundadır. Yeni kralın bu sorununu yenmesi ve onu kraliyet makamına hazırlamak için Avustralyalı konuşma terapisti Lionel Logue devreye girer...2010 yılının en önemli filmlerinden biri olan 'Zoraki Kral' aldığı pek çok ödülün yanı sıra, kurduğu atmosfer, makyaj ve kostümleriyle dönem ruhunu yansıtan keyifli bir seyirlik olmayı başarıyor... 14. The Danish Girl Danimarkalı Kız - 2015 IMDb Ebershoff’un aynı isimli kitabından uyarlanan Danimarkalı Kız, Lili Elbe ve Gerda Wegener’in gerçek yaşamlarından esinlenen çarpıcı bir aşk hikayesi. Yönetmeni Oscar ödüllü Tom Hooper olan film, Lili’nin bir transgender olarak çığır açan yolculuğunu ve Gerda ile olan evliliklerinin sıra dışı öyküsünü anlatıyor. Filmin başrollerinde Oscar'lı oyuncu Eddie Redmayne, Alicia Vikander, Ben Whishaw, Sebastian Koch, Amber Heard ve Matthias Schoenaerts yer alıyor. 15. Training Day İlk Gün - 2001 IMDb Hoyt isimli acemi polis ilk görevi için Los Angeles polis merkezine atanır ve buradaki en büyük hayali ünlü dedektif Alonzo Harris'in profesyonellerden oluşan ekibine katılmaktır. Ancak bu ekibin bir parçası olmak haliyle kolay değildir. Hoyt bir deneme görevine tabi tutulur, eğer 24 saat boyunca ekipte verilen görevleri başarıyla tamamlarsa kabul edilecektir. Bu bol aksiyonlu ve tehlikeli gün boyunca Hoyt'un gözlemlediği şeyler ve başına gelenler bu ekibi ve Alonzo Harris'i tekrar gözden geçirmesine neden olacaktır. 16. Black Swan Siyah Kuğu - 2010 IMDb bir kadın olan Nina, yetenekli bir balerindir. Eski bir balerin olan ve dans konusundaki hırsını kendisine aşılayan annesi ile New York’ta yaşayan Nina’nın hayatı danstan ibarettir. Bale yönetmeni Thomas Leroy, sahneye koyduğu Kuğu Gölü Balesi’nin baş dansçısını yeni sezonda değiştirmeye karar verir. Zarif, masum ve saf Beyaz Kuğu ile kötülüğün, şehvetin ve bilinmezliğin temsilcisi Siyah Kuğu'yu aynı anda canlandırabilecek bir balerin arayan yönetmenin ilk tercihi Nina olur. Ancak rolü almak için elinden geleni yapan Nina’nın karşısında güçlü bir rakibi vardır. Nina, Beyaz Kuğu rolü için harikalar yaratsa da genç kadının Siyah Kuğu performansı pek de başarılı değildir. Rakibi Lily ise Siyah Kuğu rolü için iyi bir performans sergiler. Lily ve Nina arasındaki rekabet, çalışmalar boyunca ilginç bir dostluğa dönüşür. Bu süreçte Nina, hayatının mahvolmasına neden olan karanlık tarafıyla yüzleşmeye başlar. 17. Walk the Line Sınırları Aşmak - 2005 IMDb Country müzik yapan Johnny Cash’in hayatını kronolojik olarak perdeye getirmektedir. O bu yola ilk çıktığında, bu kadar yükselebileceğinin bilincinde değildi. O dönemde henüz hiç karşılaşılmamış olan bir siyah giyinen adam modeli ve kendine özgü üslubu ile Amerikan kültürü üzerinde ciddi etkiler bırakmıştır. Elbette aşk gündeme gelince June’a olan sevdası ile de ilgiyi üzerine toplamıştır. Geride bıraktıklarına bakınca hiç şüphesiz günümüz rock, funk ve rap şarkıcılarının bir tür ilham kaynağı olarak iz bıraktığı aşikardır. 18. Dreamgirls Rüya Kızlar - 2006 IMDb 1960’ların başları. Curtis Taylor, araba alım satımı yapan bir adam olarak büyük hayallerle müzik dünyasına atılır. Effie, Deena ve Lorrell, müziğe tutkulu ve bu alanda emek veren gençlerdir. Curtis, onlardaki cevheri bir yarışma esnasında keşfeder. Zaman içinde grupları yol alırken içlerinden Deena, diğerlerinden farklı bir ilgi görür. Bu durum önce bu gruptaki dostluk kavramını yok etmeye başlar ardında da grubun varoluşundan çalar. Bir zamanlar Broadway devlerinden olan müzikal Rüya Kızlar’ın beyazperdedeki bu yolculuğunun yönetmeni Bill Condon, filmi 'Siyahi Amerikalıların, 60'larda müzikte gösterdikleri olağanüstü başarının, günümüzde siyah kültürün, müzikte neredeyse çoğunluğu oluşturmasında etkisi olduğunun anlatıldığı hikaye' sözleri ile özetliyor. 19. La La Land Aşıklar Şehri - 2016 IMDb Şehri, yolları kesişen iki insanın hikayesini anlatıyor. Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir. Sebastian geleneksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır. Oscar ödüllü Whiplash’in yazarı Damien Chazelle’in yazıp yönettiği bu romantik müzikal, modern zamana adanmış bir Hollywood masalı. 20. Crazy Heart Çılgın Kalp - 2009 IMDb 'Bad' Blake birden fazla evlilik yapmış, alkol bağımlılığı problemleri yaşayan, kötü şöhretli eski bir country müzik yıldızıdır. Ailesi olmayan adam şimdilerde küçük kasaba barlarında tek gecelik sahne almaktadır ve 28 yaşındaki oğlunu en son o dört yaşındayken görmüştür. Hayatı yıllardır yollarda geçen ve yaşamı günden güne kötüye giden Bad, gazetecilik yapan Jean'ı tanıdıktan sonra değişmeye başlar. Jean müzisyenin içindeki gerçek insanı görmeye başlamıştır...Thomas Cobb'ın romanından beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmen ve senaristi Scott Cooper. Başrolde bu rolüyle Oscar ödülü kazanan Jeff Bridges bulunurken ona eşlik eden isimler Maggie Gyllenhaal ve Colin Farrell. 21. Erin Brockovich Tatlı Bela - 2000 IMDb Brockovich, insana insan gibi davranılmasının en doğrusu olacağını düşünen bir halk kahramanıdır. Kendini dünya üzerinde haksızlığa uğrayan insanların haklarını aramaya ve onlara yardım etmeye adamıştır. Farkındadır ki bu insanlara yardım ederken kendi hayatına da benzer yardımlarda bulunmakta ve daha iyi bir insan olmaktadır. Film, hukuk eğitimi almamış olmasına rağmen, insan sağlığını tehdit eden çok önemli davalarda haklının kazanmasını sağlayan sıradan ama mücadeleci bir kadının öyküsünü anlatıyor. 22. The Help Duyguların Rengi - 2011 IMDb Rengi, gizli bir yazı projesi etrafında birbirlerine daha çok yaklaşan 3 farklı kadının dostluk öyküsünü anlatıyor. Eugenia Phelan, bir genç kız olarak iyi eğitim aldığı okuldan mezun olmuştur ve diğer kız arkadaşları gibi evlenip, çocuk yapmak yerine kendine meslek edinmek ister. Bir yazar olmayı kafasına koyan genç kız, ailesinin beklentilerini de boşa çıkartarak yerel bir gazetede küçük bir köşe sahibi olur. Ev işlerinde püf noktalarını yazdığı bu minik köşe için en yakın arkadaşının hizmetçisi Aibileen'dan yardım ister ve böylece kendisini sıra dışı bir projeye başlarken bulur. Bu gizli projede dokunaklı hikayeler yazmaya başlayınca ona bu ilhamı hizmetçi Aibileen ve aşçılık Minny'nin anlattığı gerçek insan öykülerinden çok etkilenir... Yönetmen Tate Taylor tarafından beyazperdeye uyarlanıp çekilen filmin baş rollerini ise Emma Stone, Viola Davis ve Octavia Spencer paylaşıyor... 23. Room Gizli Dünya - 2015 IMDb Dünya, 5 yaşındaki oğlu ile küçük bir odaya hapsedilen annenin dramını anlatıyor. Jack ve annesi dört duvarla çevrili kutu gibi bir odada yaşamaktadırlar. Mutfak, banyo, uyku ve televizyonun aynı metrekarede hayat bulduğu bu karanlık ve kasvetli oda, Jack'in tanıdığı tek dünyadır. Televizyon ise onun en iyi arkadaşıdır. Peki ne zamana kadar?Emma Donghue'nun çok satan kitabından sinemaya uyarlanan Gizli Dünya'nın başrolünde Brie Larson yer alıyor. Gizli Dünya, kaçış için riskli bir plan yapan anne oğlun gerilimini beyazperdeye taşıyor. Çocuk oyuncu Jack'e ise Jacob Tremblay hayat veriyor. 24. Still Alice Unutma Beni - 2014 IMDb Howland, Columbia Üniversitesi'nde ünlü bir dilbilim profesörüdür. Bir gün doktor muayenesinde kendisine Alzheimer'ın başlangıç evresinde olduğu teşhisi konur. Alice'in hayatı artık eskisi gibi olmayacaktır. Geçirdiği hastalık, eşi ve üç çocuğuyla birlikte sürdüğü hayata yeni bir gözle bakmasını sağlayacaktır. İnsan ilişkilerini sorgularken öte yandan da en genç kızıyla olan ilişkisiyle de onu yeniden kazanmak için mücadele verir. Alice, uzmanlaştığı bölüm gereği hayatı boyunca yeni şeyler öğrenmektedir ve bu yüzden hastalığını başta kabullenmek istemez. Manhattan sokaklarında kayboluşuyla durumu kavramaya başlayan Alice, zamanla Alzheimer'la mücadele etmenin yollarını başrollerini Julianne Moore ile birlikte Kristen Stewart, Alec Baldwin ve Kate Bosworth paylaşıyor. 25. Joker - 2019 IMDb başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck'in hayatına odaklanıyor. Toplum tarafından dışlanan bir adam olan Arthur, hayatta yapayalnızdır. Sürekli bir bağ kurma arayışında olan Arthur, yaşamını taktığı iki maske ile geçirir. Gündüzleri, geçimini sağlamak için palyaço maskesini yüzüne takan Arthur, geceleri ise asla üzerinden silip atamayacağı bir maske takar. Babasız büyüyen Arthur’u en yakın arkadaşı olan annesi Happy adıyla çağırır. Bu lakap, Arthur’un içindeki acıyı gizlemesine yardımcı olur. Ancak maruz kaldığı zorbalıklar, onun gitgide toluma aykırı bir adam haline gelmesine neden olur. Yavaş yavaş psikolojik olarak tekinsiz sulara yelken açılan Arthur, bir süre sonra kendisini Gotham Şehri’nde suç ve kaosun içinde bulur. Arthur, zamanla kendi kimliğinden uzaklaşıp Joker karakterine bürünür. 26. Moonlight Ay Işığı - 2016 IMDb ilişkileri ve insanın kendini keşfetmesi hakkında bir film olan Ay Işığı, genç siyahi bir adamın çocukluğundan yetişkinliğe kadar Miami'nin zor bir mahallesinde, hayatta kendine yer edinme savaşını ve büyüme hikayesini anlatıyor. Chiron'un hayatının 3 ayrı dönemini anlatan film kahramanın annesi ile ilişkisine, okul hayatına, romantik ilişkisine, iş hayatına ve uyuşturucu satıcılığı yapan Juan ile olan ilişkisine değiniyor. 27. The Aviator Göklerin Hâkimi - 2004 IMDb hiçbir şey olanı milyarlara dönüştüren Howard Huges üzerine bir biyografik çalışmadır. Kendisi havacılık ve sinema alanında parlasa da aşk hayatı da yeterince göz kamaştırıcıdır. İkinci Dünya Savaşında bile uçaklarını savaş uçaklarına uyarlayarak kariyerini yukarılara çıkartmıştır. Ancak her şey Hughes için doğru değildir çünkü onun kendi üzerinde yarattığı baskı birçok erkeğin asla tahammül edemeyeceği türdendir. Gökler Hakimi’nde dikkati çeken isimler Leonardo DiCaprio ve Cate Blanchett olarak seyircisi ile buluşuyor. 28. Whiplash - 2014 IMDb genç bir müzisyenin öyküsünü anlatıyor. Küçük yaşlardan itibaren bateri çalmaya başlayan Andrew, işinde tam anlamıyla bir usta olmak ister. Üniversite tercihinde de ülkenin en iyi müzik okulu olarak gördüğü Shcarffer Konservatuarı'na girer. Henüz 19 yaşındadır ama dersler harici var gücüyle antrenman yapar. Bir gün, okulun en sert hocalarından biri olan caz duayeni Terence Fletcher'ın dikkatini çeker. Fletcher Andrew'ü okulun en parlak öğrencilerinin seçildiği ve sürekli yeni yarışmalara hazırlanan 'studio band'e seçer. Başarısı kadar acımasızlığıyla da ün yapmış olan Fletcher, Andrew'un kapasitesinin sonuna kadar kullanmadan asla başarmış saymayacaktır. Genç bateristin önünde sadece mesleki bir test değil, psikolojik bir sınav da vardır... Senaristliğini ve yönetmenliğini Damien Chazelle'in üstlendiği filmin başrolünde Miles Teller yer alırken karşısında kendisine Simmons eşlik ediyor. 29. The Dark Knight Kara Şövalye - 2008 IMDb Şövalye, halk için büyük bir tehdit oluşturan Joker’in ortaya çıkması ile kaosa dönen Gotham Sokakları’nın yeniden kurtarıcılığını üstlenen Batman’in hikayesini konu ediyor. Suç işleyenlerden arındırılan bir yer, bir zaman sonra yeniden tehdit altında kalabilir ve işte o zaman yeniden kolları sıvayacak olanların mücadelesi de daha keskin olarak hayata geçecektir. Batman, Teğmen Gordon ve Savcı Harvey Dent bir araya gelerek Gotham Sokakları’nda bu işi kotarmış olsalar da ansızın ortaya çıkan Joker, işleri fena halde bozar. Onun dehası ile baş etmek kolay olmayacaktır. Gotham eski karmaşa dolu günlerin eşiğindedir. Batman yeniden kurtarıcılığa soyunurken kendi varlığının bulduğu anlamı da sorgulamaya başlar. O aslında suçluların sayısını azaltıyor mudur yoksa çoğaltıyor mudur bunu gerçekten anlamak isteyecektir. 30. Traffic Trafik - 2000 IMDb Robert Wakefield, uyuşturucuyla savaşım biriminin başına atanır. Yargıcın atandığı bu yeni görevi, onu kendi kızının da peşine düşeceği bir uçuruma doğru sürükleyecektir. Yargıç, hem kendi ailesini, hem ülkesini hem de uyuşturucu dünyasını sorgulayarak hem içsel hem de dışsal bir yolculuğa çıkacaktır. 31. Million Dollar Baby Milyonluk Bebek - 2004 IMDb insan hayatta en fazla birkaç kez aşık olmalı. Birkaç filmi çok sevmeli, birkaç şarkı onu derinden etkilemeli. Birkaç kokuyu beğenmeli, birkaç renk onun rengi olmalı. Ve bir insan hayatta çok fazla hayal kırıklığı yaşamamalı. Bunun için de hayal kurarken biraz olsun ayakları yere basmalı. Çok beğenilen, yığınla Oscar adaylığı kazanan bir filme giderken bile hayallerini dizginlemeli insan. Bu denli derin bir hayal kırıklığı yaşamamak için. Maggie'nin aldığı yumrukları karnında hissetmemek, onun gibi büyük bir hüsran yaşamamak tarihli başyapıtı Unforgiven ile çok haklı bir Oscar'ı var Eastwood'un. Tüm bir western türünü tek bir filmde işlemişti neredeyse. Şimdi yine iddialı, üstelik düşük sayılabilecek bir bütçeyle sadece 7 haftada çektiği bir filmle. Hillary Swank ve eşsiz Morgan Freeman ile birlikte başarılı bir üçlü oluşturmuş görünüyorlar. Tüm bunlara rağmen film bir hayal... 32. Fences Çitler - 2016 IMDb 1950'lerde ailesini geçindirmeye çalışırken bir yandan da ırk ilişkileri ile mücadele etmeye çalışan Afro-Amerikan bir babanın hayatını anlatıyor. Usta oyuncu Denzel Washington'ın yönetmenliğini üstlendiği filmin senaryosu ise August Wilson'a ait. 33. Syriana - 2005 IMDb bir füze kaybolur ancak CIA’in başka sorunları vardır. Bob Barnes eski ve son derece tecrübeli bir CIA ajanı olarak emekliliğinin yaklaştığı dönemde sakin zamanlar geçirmeyi tercih etmektedir. Umulmadık bir anda tecrübelerinden faydalanılacak bir teklif ile karşı karşıya gelir. Prens Nasir, İran Körfezi’nde bulunan doğalgaz ile petrol zengini bir ülkenin tahta geçmesi beklenen mirasçısıdır. Ancak genç bir zihin olarak onun, babasınınkilerden farklı yaklaşımları vardır. Ülkesindeki doğalgazı çıkarma hakkını direkt olarak Amerikan firmasından alarak Çinlilere yönlendirir. O andan itibaren de söz konusu alanda devletler bazında dengeler sarsılmaya başlar. Bob Barnes, Nasir suikastını kontrol etmekle görevlidir. Daha önce Oscar yolunda giden Stephen Gaghan’dan etkileyici bir film. 34. Les Misérables Sefiller - 2012 IMDb yüzyıl Fransa'sında geçen film, yıkılan hayaller, kalp kırıklıkları, tutkular ve fedakarlıklar üzerine kurulu. Jean Valjean olarak bilinen 24601 nolu mahkum, hapishaneden salınır. Kendisine yeni bir hayat kurmak ister ama müfettiş Javert'in gölgesi onu daima takip etmektedir. Jean Valjean Fantine'in kızı Cosette ile ilgilenmeyi kabul ettikten sonra ikisinin hayatı da tamamen değişecektir. Fransız Devrimi'nin arifesinde geçen hikaye ihtilalin her iki tarafının da yüzünü gözler önüne serer. Ünlü yazar Victor Hugo'nun aynı isimli ünlü edebiyat klasiğinden uyarlanan Les Miserables Sefiller, Jean Valjean'ın ölümsüz hikayesini beyazperdeye taşıyor. Oscarlı sinemacı Tom Hooper'ın yönetmenliğinde çekilen filmin oyuncu kadrosu ise Hugh Jackman, Russell Crowe, Anne Hathaway, Helena Bonham Carter ve Amanda Seyfried gibi birbirinden ünlü isimlerden oluşuyor. 35. Django Unchained Zincirsiz - 2012 IMDb Köle Django’nun Alman asıllı ödül avcısı Dr. King Schultz ile yolunun kesişmesiyle başlıyor. Django, eski efendisini ölü ya da diri ele geçirmek isteyen Schultz ile anlaşmaya varır ve özgürlüğü karşısında Brittle kardeşleri kendisine getirme sözü verir. Görev başarıyla tamamlanır ama ikilinin yolları ayrılmaz Schultz ve Django beraber Güney’in en çok aranan suçlularının peşine düşerler… Avlanma’ hünerini her geçen gün geliştiren Django’nun artık tek bir hedefi vardır köle ticareti yüzünden kaybettiği eşi Broomhilda’yı bulmak ve onu kurtarmak... Bu hedef onları kötü şöhretli “Candyland” çiftliğine ve çiftliğin sahibi olan Calvin Candie’ye götürecektir…Sinemanın dahi çocuğu, Oscarlı Quentin Tarantino'nun uzun süre üzerinde çalıştığı Spagetti Western türündeki projenin başrollerinde Jamie Foxx, Christoph Waltz yer alırken, Kerry Washington, Leonardo DiCaprio ve Samuel Jackson gibi yıldızlardan oluşan oyuncu kadrosu göz dolduruyor. 36. I, Tonya Ben, Tonya - 2017 IMDb Harding buz patenine gönül vermiş ve hırslı bir sporcudur. Buz pateni sporunda giderek yükselen Tonya, memnun edilmesi zor annesi, eski eşi Jeff Gillooly ile dengesiz ilişkileri ve hep daha iyi olmak adına kendini zorlaması gibi gerekçelerle stres içindedir. İki defa Olimpiyat ve iki defa da Skate America Champion ödülünü kazanan Tonya, eski eşinin de yardımıyla 1994 yılında ABD Şampiyonası öncesinde aynı dalda yarıştığı sporcu Nancy Kerrigan'ı sakatlaması için birini tutar. Ancak komplonun ortaya çıkması ile birlikte ödeyeceği bedeller Tonya için bir hayli zorlu olacaktır... 37. The Revenant Diriliş - 2015 IMDb Glass kürkleri için hayvanları avlayan bir kuruluş için çalışan deneyimli bir tuzakçıdır. Fakat avlandıkları bölgelerde kendilerinden başka hem yerli Kızılderililer hem de Fransız birlikleri kol gezmektedir. Bir av ertesinde bir boz ayı tarafından ölümcül bir biçimde yaralanan Glass'ı, yavaşlamamak adına ekibi ölüme terk eder. Fakat bölgeyi herkesten iyi bilen avcı Glass hayata tutunur ve yavaş da olsa yaraları iyileşir. Zira yaşama tutunması için oldukça geçerli bir sebebi vardır...Oscar ödüllü yönetmen Alejandro G. Iñárritu efsanevi Hugh Glass’i Diriliş filmiyle ile beyazperdeye taşıyor. 19. Yüzyıl Amerika sınırında yaşanan destansı hayatta kalma mücadelesini konu alan Diriliş, seyirciyi 1823 Amerika’sının benzersiz güzelliğine, gizemine ve tehlikesine çekiyor. Film sadece hayatın değil, onurun, adaletin, inancın, yuvanın ve ailenin içgüdüsünü keşfediyor. Michael Punke'ın kaleme aldığı The Revenant A Novel Of Revenge kitabından beyazperdeye uyarlanan filmin başrolü ise Leonardo DiCaprio. 38. The Reader Okuyucu - 2008 IMDb Dünya Savaşı ertesi, Almanya. Michael adlı genç, kendisinin yaşça iki katı büyük olan Hanna Schmitz’e aşık olmuştur. Gizli bir ilişki götüren ikilinin aşkı Hanna’nın bir gün ortadan kaybolmasıyla biter. Aradan 8 yıl geçmiştir ve hukuk okuyan Michael savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yapıyordur ve bir gün sanık sandalyesinde Hanna’yı görür. Mahkeme’de Hanna’nın geçmişi ortaya dökülürken, Michael ikisinin de hayatını değiştirecek bir sırrı ortaya çıkarır. 39. Lincoln - 2012 IMDb Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. Başkanı olan ve kuzey eyaletlerinde 1861-1865 yılları arasında yaşanan iç savaşa öncülük eden Lincoln'un son dönemlerine ışık tutuyor. İç Savaş'ın hararetli günleri geride kalınca, Abraham Lincoln ile kabinesi arasında fikir ayrılıkları da su yüzüne çıkacaktır. En ciddi görüş ayrılığı ise kölelik konusunda yaşanacaktır... 40. Monster Cani - 2003 IMDb Amerika’nın ilk kadın seri katili olan Aileen Wuornos’un gerçek hayat hikayesini anlatan karanlık bir hikayedir. Wuornos’un zor ve acımasız bir çocukluğu olmuştur. Tacize uğramış ve uyuşturucu bağımlısı olmuştur. On üç yaşına geldiğinde bir hayat kadın olup aynı yıl hamile kalmıştır. Sonunda hayatını, yol üstündeki kamyoncuları tatmin eden bir oto yol fahişesi olarak kazanmaya başladığı Florida’ya yerleşir. Hikaye 1989-1990 arasında 9 aylık bir döneme odaklanıyor. Bu dönemde Wuornos’nun, Selby adında bir lezbiyenle ilişkisi olur. Aynı dönemde, seks haricinde para kazanabilmek için müşterilerini öldürmeye başlar. Bir zaman sonra durum, başka bir boyuta ulaşır. Wuornos’nun içindeki soğuk kanlı katil kavramından öte oto yol fahişelerinin, seri katillerin kurbanı olmak durumu gündeme yerleşir. 41. The Fighter Dövüşçü - 2010 IMDb İyi Film dalında Oscar'a aday olan Dövüşçü, ilhamını gerçek bir olaydan alan öyküsüyle, iki kardeşin her şeye rağmen tekrar bir araya gelip parçalanan aile düzenlerini düzeltme çabalarına odaklanıyor. Dicky Ecklund Christian Bale eskiden efsane olmuş, ama yeteneğini boşa harcamış ve başarı imkânını kaybetmiş şimdi ise kardeşini eğiten eski boksördür. Mickey Ward Mark Wahlberg ise Dicky’nin üvey kardeşidir. Mickey iyi bir boksör olarak adını duyurmadan önce Dicky onun ustalığını yapmıştır. Unvan maçına çıkan Mickey'nin hem maçı kazanması hem de dağılan ailesini bir araya getirmesi gerekmektedir... 42. Monster's Ball Kesişen Yollar - 2001 IMDb geçen yıllara rağmen karakter olarak hiçbir şekilde değişmeyen ve karakterindeki yoğun ırkçılığı beraberinde mezara götürecekmiş gibi görünen bir faşisttir. Onun oğlu olan Hank ise babasının karakterine koşut giden mesleğini sürdürerek bir idam memuru olmuştur. Hank'in oğlu olan Sonny de tıpkı babası ve dedesi gibi aynı mesleği seçmiş; ancak uygulama aşamasında onlara nazaran çok daha insancıl bir yolu benimsemiştir. Lawrence Musgrove isimli bir idam mahkumu, ölümünü beklemektedir. Karısı olan Leticia, onun ziyaretine gelir. Torun Sonny, idam mahkumunun psikolojisiyle yüzleşir ve babası ile dedesiyle büyük bir savaşa girişir. 43. Beginners Aşkın Halleri - 2010 IMDb kopuk ilişkileri sebebiyle ilişkilerinde bağlanma sorunu çeken orta yaşlı bir adamın annesinin ölümünden sonra babası ile olan yakınlaşmasını ve aralarındaki sürpriz dolu ilişkileri anlatan bir film olan Yeni Başlangıçlar, iddialı kadrosu ve başarılı anlatımı ile yılın en başarılı filmlerinden biri. 44. Gladyatör - 2000 IMDb İmparator Marcus Aurelius’un hüküm sürdüğü Roma’da bir general olan Maximus imparatorluğun hiyerarşik basamaklarında gitgide yükselmektedir. Babasının kendisini kayırmak yerine Maximus adındaki bu yabancıyı el üstünde tutması da tahtın asıl varisi olan Commodus’u rahatsız etmektedir. Commodus, Maximus ve ailesinin öldürülmesi yönünde emrini çıkarmak için fazla beklemez. Ölümden zor kurtulan Maximus artık bir gladyatör olarak eğitilmek üzere arenaya gönderilir. Maximus’un aklında tek bir istek vardır, Commodus’u öldürmek ve ailesinin intikamını bir an önce almak. Ridley Scott’ın bol ödüllü filmi, gösterildiği sene hem gişedeki büyük başarısıyla hem de aldığı Oscar’larla isminden epeyce söz ettirmişti. 45. Silver Linings Playbook Umut Işığım - 2012 IMDb bir tarih öğretmeni olan Pat Salitano Bradley Cooper, yaşamında değer verdiği her şeyi bir günde yitirmiş bir adamdır. yaşadığı ciddi bir travma sonrası patlar ve ardından mahkeme kararı ile 8 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Çıktıktan sonra hayatını düzene koymak şartıyla ailesinin evine geri yerleşen Pat'in yegane amacı düzgün bir adam olup, işini geri almak ve karısı Vicky'yi bu sayede geri kazanmaktır. Fakat durum Pat için sandığından daha zor olacaktır. Bir yemekte, aile dostu Tiffany ile karşılaşan Pat, genç kadınla eski eşine ulaşmak amacıyla yakınlaşır. Bir 'iyilik' karşılığı Pat'e yardım teklif eden Tiffany, her ikisi içinde umut ışığı olacak yeni bir kapı açacaktır... 46. Once Upon a Time... in Hollywood Bir Zamanlar... Hollywood'da - 2019 IMDb Zamanlar... Hollywood'da, hit bir dizide oynamış bir erkek TV aktörünün film sektörüne girmeye çalışması anlatılıyor. Rick Dalton, bir televizyon filmi aktörüdür. Dalton'ın başarılı bir western dizisi bulunmaktadır. Ancak Rick, kendini televizyondan uzaklaştırıp film sektörüne adım atmak istemektedir. Onun dublörü olan Cliff Booth ise bu konuda ona katılmaktadır. Ancak ikilinin yaşlarının ilerlemesiyle birlikte Hollywood'taki şansları da azalmaktadır. Hollywood'un yeni gözdelerinden olan Sharon Tate ise Rick'in komşusudur. Ancak Hollywood'un ışıltılarla dolu ve pervasız akışı, Tate'in ve dört arkadaşının Charles Manson tarikatı tarafından katledilmesiyle kesilecektir... 47. Precious Acı Bir Hayat Öyküsü - 2009 IMDb Amerika'daki binlerce benzeri genç kız gibi, aile içi şiddet mağduru, hüzünlü bir çocuktur. Precious'un bir diğer sorunu da aşırı kilosundan dolayı içine kapanık bir genç kız olmasıdır. Ancak yaşadığı tüm bu sorunlu yanlara rağmen Precious içinde bulunduğu durumu kaderinin bir parçası olarak kabullenerek bir çıkış noktası bulma umudu taşır. Bu umudun kapısı, yaşadığı sorunlardan hayal dünyasında gezintiye çıkarak kaçmasıyla açılabilecektir. Film, hayatın umutla bakılması gereken bir hediye olduğu düşüncesi ile hareket ediyor ve aynı zamanda, çaresiz insanların yalnız olmadıklarını, onlara her zaman yardıma hazır kurumların var olduğunu anlatıyor. 48. The Favourite Sarayın Gözdesi - 2018 IMDb Gözdesi, Kraliçe Anne'in sağ kolu olan Lady Sarah ile saraya yeni gelen hizmetçi Abigail arasında yaşanan mücadeleyi konu ediyor. 18. yüzyılın başlarında İngiltere, Fransızlarla savaş halindedir. Bu durumda bile, ördek yarışları ve ananas ziyafetleri yükselişe geçmektedir. Sağlığı zayıf olan Kraliçe Anne ülkenin tahtında otururken, sırdaşı, danışmanı ve gizli sevgilisi olan Marlborough Düşesi Sarah Churchill de bir yandan kraliçenin bozulan sağlığı ve değişken mizacıyla ilgilenmekte, diğer yandan da onun yerine ülkeyi yönetmektedir. Yeni gelen hizmetçi Abigail, etkileyiciliği ile kendisini Leydi Sarah'a sevdirir. Sarah, Abigail'i kanatlarının altına aldığında, Abigail de aristokratik köklerine dönme şansı bulur. Savaşın siyaseti, Sarah için oldukça zaman alıcı hale geldiğinde, Abigail kraliçenin arkadaşı olma görevini üstlenir. Onların övgüye değer dostlukları, Abigail'e emellerini gerçekleştirme şansı verir. Abigail artık hiçbir kadın, erkek ya da politik hamlenin yoluna çıkmasına izin vermeyecektir... İlginizi çekebilecek diğer içeriklere buradan ulaşabilirsiniz 👇
baba ve kızı oscar ödüllü kısa film konusu